25 Mart 2021 Perşembe

Merkez bankaları da geride kaldı

ABD’DE teşvik paketi, içeride ekonomi reform paketi sonrası en büyük beklentiler haline gelen Fed ve TCMB toplantıları da geride kaldı. Fed’den sürpriz çıkmazken TCMB beklentilerin üzerindeki faiz artışı ile sürpriz yaptı. TCMB’nin bu kararı sonrası TL’nin hızlı bir şekilde değer kazandığı görüldü. Her iki merkez bankasının da kararları geride kaldıktan sonra hisse senedi piyasalarında kar realizasyonları dikkat çekti.

FED ENFLASYON YÜKSELİŞİNİ GEÇİCİ GÖRÜYOR

Fed, beklentiler dahilinde politika faizini yüzde 0-0.25 aralığında sabit bırakırken, faizlerin 2023 sonuna kadar yükseltilmeyeceği öngörüsünde bulundu. Fed yetkililerinin ABD ekonomisine ilişkin ortalama büyüme tahmini 2021 yılı için yüzde 6.5’e yükseldi. Çekirdek enflasyonun yüzde 2’nin de üzerine çıkarak yüzde 2.2’ye yükseleceği öngörüldü. Fed Başkanı Powell, Mart ayı toplantısının ardından yaptığı açıklamada Fed’in gerektiği sürece ekonomiyi desteklemeye devam edeceğini belirtti. Povvell, 10 yıllık Hazine tahvillerindeki yükselişe ilişkin, “Geniş bir yelpazede koşulları inceliyoruz. Farklı endekslere baktığımızda finansal koşullar hayli elverişli. Hedeflerimizi yerine getirene kadar da elverişli olarak kullanacağız “dedi. Fiyatlarda tek seferlik artışların enflasyon üzerinde sadece geçici etki yapmasının büyük olasılık olduğunu belirten Povvell, enflasyonun bir süre yüzde 2’nin üzerine çıkmasına izin verileceğini ifade etti. Enflasyonda yüzde 2’nin üzerine geçici artış faiz artırımı için şartları karşılamayacak diyen Povvell, varlık alımlarını azaltmayı konuşmaya başlama zamanının da gelmediğini vurguladı. Bu toplantı bir kez daha Fed’in yakın bir dönemde sıkılaşmaya dair mesaj vermeyeceği algısını kuvvetlendirdi.

HAFTANIN SÜRPRİZİ TCMB'DEN

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen toplantıda TCMB politika faizini 100 baz puanlık beklentilerin üzerinde 200 baz puan arttırarak yüzde 19.0’a çekti. Kararın gerekçesinde küresel finansal piyasalardaki dalgalanma öne çıktı. TCMB kararın gerekçesini, yükselen küresel enflasyon beklentilerine bağlı olarak gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizlikler ve küresel finansal piyasalardaki dalgalanma olarak açıklarken, son dönemdeki kredi talebindeki canlanmaya da dikkat çekti. TCMB parasal sıklaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkilerinin daha belirgin hale geleceği beklentisi korumakla birlikte, son dönemde kredi büyümesindeki yükseliş eğilimi ile ithal maliyetlerdeki artışın, talep ve maliyet unsurlarında öngörülen kademeli iyileşmeyi geciktirdiğini belirtiyor. Karar metninde gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacağı belirtilse de çok sürpriz makro değişiklikler olmazsa bundan sonraki toplantılarda bir süre faizlerin sabit tutulması eğiliminde olunacaktır. TCMB, iç talep koşulları, döviz kuru başta olmak üzere birikimli maliyet etkileri, uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler gibi risk faktörlerini öne çıkararak, söz konusu gelişmelerin enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler nedeniyle, “önden yüklemeli” ve güçlü bir ilave parasal sıkılaştırma yapılmasına karar verildiğini belirtiyor.

Buradaki önden yüklemeli ifadesini de gelecek toplantıda faizlerde değişiklik olmayacağının mesajı olarak yorumlamak mümkün. Mart ve nisan ayı yıllık enflasyonun yükselmesinin beklendiği aylar olarak karşımıza çıkıyor. Nisan ayında enflasyonun nerde zirve yapacağı da TCMB’nin faiz kararında etkili olacaktır. TL’de yeni bir değer kaybı döngüsü yaşanmayacak olur ise mayıs ayından itibaren enflasyonda trendin aşağıya dönmesi muhtemel görünüyor. Bu çerçevede çoğunluğu son çeyrekte olmak üzere TCMB’nin yılın ikinci yarısında kademeli olarak faizleri 300-400 puan civarında aşağıya çekmesi mümkün olacaktır. Bu beklenti ikinci yarıdan itibaren faiz hassasiyeti yüksek olan sektör ve şirketlerde potansiyel oluşturabilir. Ancak öncesinde bahsettiğimiz gibi birkaç ay daha enflasyondaki yükseliş eğilimi takip edilmeli.

AVRUPA'DA DESTEKLERE DEVAM

Avrupa Merkez Bankası Başkanı C. Lagarde, ekonomik görünümün salgınının başlarına göre daha iyi olduğunu ve

2021    yılında iyileşme beklediklerini açıkladı, ancak görünümde belirsizliklerin halen devam ettiğini belirtti. Aşağı yönlü risklere işaret eden Lagarde, bunların virüs mutasyonları ve devam eden ekonomik ve mali sorunlardan kaynaklandığını ifade etti. Enflasyondan konusunda ise 2021 yılında tüketici fiyatlarının dalgalı olmasını beklediğini söyledi. Lagarde, büyüme tahminlerini ise 2021 yılı için yüzde 1.5,2022 yılı için yüzde 1.2 ve 2023 yılı için yüzde 1.4 olarak açıkladı. Pandemi Acil Alım Programı’nın (PEPP) yılın ilk aylarından daha hızlı yürütüleceğini açıklayan Lagarde, alınan tedbirlerin krizden toparlanmayı destekleme konusunda ana etmen olduğunu ve Euro Bölgesi’nde elverişli finansal koşullar oluşturacağını ifade etti.

ABD - RUSYA GERİLİMİ YİNE ARTTI

ABD Başkanı Biden kendisine yöneltilen bir soru üzerine Putin’in katil olduğu görüşüne katıldığını ifade etti ve Putin’in, 2020 ABD Başkanlık Seçimlerinde Donald Trump’ın kazanmasına yönelik müdahaleleri nedeniyle “bedel ödeyeceğini” söyledi. Bedelin ne olacağı sorusuna ise “yakında göreceksiniz” yanıtını verdi. Bu açıklamalar sonrası Rus varlıklarında sert kayıplar yaşanırken, Rusya’dan sonra en sert etkilenen varlıklardan biri de TL varlıklar oldu. Putin ise Biden’ın kendi özelliklerini başkalarına yansıttığı şeklinde karşılık vererek, ABD’nin sömürgecilik tarihini hatırlattı ve düşmana karşı nükleer silah kullanan tek ülke olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Biden’ın Putin için ‘katil’ ifadesi kullanmasına “Sayın Biden’ın Putin’le ilgili ifadeleri bir devlet başkanına yakışmayan bir ifadedir ve bir devlet başkanının Rusya gibi bir devlet başkanına böyle bir ifadeyi kullanması kabul edilebilir bir ifade değildir” açıklamasında bulundu.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER ÖN PLANDA

Gerek ABD ile Rusya arasındaki gerekse ABD ile Çin arasındaki ilişkilerdeki gergin tablo küresel piyasalar için risk oluşturmaya başladı. Biden’ın görevi devralmasının ardından yaptığı en sert açıklama Putin’e yönelik söylemleri oldu. Bu sertlik dış politikada izleyeceği yolun da kısmen habercisi. ABD ile Rusya arasındaki ilişkilerin gerilmesi son dönemde S400’ler başta olmak üzere Rusya ile ilişkileri geliştiren Türkiye için de risk oluşturuyor. Bu nedenle başta da ifade ettiğimiz gibi Biden’ın açıklamalarından en fazla etkilenen piyasalardan biri de TL varlıklar oldu, ilerleyen günlerde bu konudaki gelişmeler bizim de yakın takibimizde olacak. Diğer taraftan bu hafta sonu gerçekleşecek AB Liderler Zirvesi öncesinde AB’den olumlu bir haber geldi. Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini gerekçe göstererek iki TPAO yetkilisine yönelik kısıtlayıcı tedbir içeren listenin genişletilmesi planını Ankara’nın yapıcı tavrı nedeniyle dondurduğu bildirildi. Böylece AB’den Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırım beklentisi de rafa kalkmış oldu.

24 Mart 2021 Çarşamba

TCMB kararlılığını ortaya koydu

TCMB, beklentilerin üzerinde faiz artışına gitti. İç talep koşullarının hem enflasyonist beklentiler hem de kredi açısından istediği gibi bir görünüm oluşturmadığını, buna bağlı olarak enflasyonda da bir düşüşü göremediğini vurgulayan TCMB, ileride de oluşabilecek riskleri göz önünde bulundurarak önden yüklemeli artış yaptığının altını çiziyor. Güçlü sıkılaştırmaya karşın, gerekirse ilave parasal sıkılaştırma yapılacağına işaret ediyor. Aldığı aksiyonla 'şahin' bir duruş sergileyen TCMB, enflasyonla mücadelede kararlılığını ortaya koyuyor. Faiz kararı ve toplantı sonrasında yapılan açıklamalar enflasyon beklentileri üzerinde kırılma yapması halinde en erken etki Mayıs enflasyonunda görülebilir. 200 baz puanlık faiz artışı kredi ve mevduat faiz oranlarını da yukarı yönlü hareketlendirecek. Yüksek faiz oranları doğal olarak reel sektör üzerinde olumsuz etki yapacak.

Stokları eritmek için fırsat

Bütçe fazlası her zaman iyi haber olmakla beraber, önemli olanı 'istikrarlı* bir şekilde fazla verilmesi. Burada da bütçe giderlerinin artış hızını yavaşlatırken, bütçe gelirlerinin artış hızını artırmak önem arz ediyor. Ekonomik reform paketinde öne çıkan maddelerden biri de kamu mâliyesinde disiplin idi. Herkes, 'kayıtdışı ne kadar kayıt altına alınabilir, kamu giderleri ve israf ne kadar minimize edilebilir, vergi m    kayıp ve kaçağı tespit edilip tahsilat artırılabilir, TL cinsinden alışveriş ne kadar artırılabilir, borçlanmalarda yoğunluk TL'ye evrilebilir, borçlanmaların hem faiz hem döviz dalgalanmalarından negatif etkilenmemesi sağlanabilirse' bütçe fazlası haberlerini daha çok okuyacağımızın farkında. Buna yönelik daha önce de adımlar atılmıştı, yeni ekonomi paketinde de somutlaştırılmış oldu. Konut üreten ve satanlar ile özellikle ikinci el otomobil satışı yapanların bu düzenlemeleri fiyat artışı için değil, stoklarını eritmek için fırsat bilmeleri gerekir.

Kredi faizlerini yukarı yönlü etkiler

Para politikası, piyasaların önünde gittiğinde, beklentilerin üzerine çıktığında etkisini, kredibilitesini artırır. Bu anlamda Kasım ayından bu yana TCMB'den genelde beklentilerin üzerinde hamleler gördük. TCMB'nin bu hamlesiyle dışarıdan gelebilecek olası yeni türbülanslara hazırlık anlamında bir adım attığını düşünüyorum. ABD 10 yıllık faizlerinin yüzde 2'leri, hatta biraz daha üzerini zorlama ihtimali artıyor. Böyle bir hareket bizde döviz kuruna baskı yaparak enflasyon riskini artırır. TCMB'nin bu hamlesini ayrıca açıklanacak enflasyonun olası etkisini bertaraf etmek için yaptığını düşünüyorum. Karar metninde yurtdışı risklerin farkında olduğunu vurgulaması önemli. TCMB'nin cari açık ve enflasyonla ilgili endişelerinin devam ettiği, ekonomideki talep koşullarının, özellikle kredi büyümesinin tekrar yukarı doğru hareketlenmesini sadece maliyet değil, talep enflasyonu riski olarak okumaya başladığı görülüyor. Politika faizindeki artış aynı oranda olmasa da kredi ve mevduat faizlerini yukarı yönlü etkileyecektir.

TCMB, politika faizi 200 baz puan

 TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 200 baz puan artışla yüzde 17’den yüzde 19’a yükseltti. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve orta vadeli enflasyon görünümü üzerinde oluşan yukarı yönlü riskleri dikkate alan TCMB, 18 Mart’ta gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 100 baz puanlık piyasa beklentilerinin üzerinde, önden yüklemeli ve güçlü bir ilave parasal sı-kılaştırmaya gitti. “Şahin” bir aksiyon alan TCMB, karar metninde “gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır” vurgusunu korudu. TCMB, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar, sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürüleceğinin altını bir kez daha çizdi. Faiz artışı kararını TCMB’nin enflasyonla mücadelede kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendiren ekonomistler, net duruşun ve tutarlılığın korunmasının TCMB’nin kredibilitesini artıracağı görüşünde.

KÜRESEL PİYASALARDA DALGALANMA

PPK sonrasında TCMB’den yapılan açıklamada yükselen küresel enflasyon beklentilerinin gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizliklere ve küresel finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açtığına dikkat çekildi. İktisadi faaliyetin güçlü bir seyir izlediğine işaret edilen açıklamada, salgına bağlı kısıtlamaların hafifletilme-siyle hizmetler ve bağlantılı sektörlerde iktisadi faaliyetin artmasının beklendiğine işaret edilirken, “Salgının seyrine ilişkin muhtemel gelişmelere bağlı olarak iktisadi faaliyet üzerindeki riskler önemini koruyor. Salgın döneminde sağlanan yüksek kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güçlü seyreden iç talebin yanı sıra ithalat fiyatlarındaki artışlar cari işlemler dengesini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Finansal koşullardaki sıkılaşmayla birlikte yavaşlayan kredi büyümesi son dönemde bir miktar yükseliş eğilimi sergiliyor” ifadeleri kullanıldı.

30 Mart’ta Olağan Genel Kurul toplantısını gerçekleştirecek olan TCMB’nin 2020 yılı dönem karı 34 milyar 497.9 milyon TL oldu. TCMB, geçen yıl elde ettiği karı üzerinden 9 milyar 82.8 milyar TL vergi ödeyecek. Banka, 2019’da 44 milyar 732.8 milyon TL dönem karı elde etmişti.

VERGİ GELİRLERİ ARTTI

2020 Şubat’ta 7.4 milyar TL açık veren merkezi yönetim bütçesi, vergi gelirlerindeki artışın da katkısıyla 2021 Şubat’ta 23.2 milyar TL fazla verdi. 2021 Ocak’ta verilen 24.2 milyar TL’lik açıkla beraber merkezi yönetim bütçesinde, yılın ilk iki ayında 984 milyon TL açık gerçekleşti. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre Şubat’ta merkezi yönetim bütçesinde 35.9 milyar TL, yılın ilk iki ayında 33.7 milyar TL faiz dışı fazla gerçekleşti. Şubat’ta bütçe giderleri yüzde 3.1 artışla 96.4 milyar TL, bütçe gelirleri yüzde 38.8 artışla 119.6 milyar TL oldu. Faiz hariç giderlerin yüzde 5.4 artışla 83.7 milyar TL olduğu Şubat’ta, vergi gelirleri yüzde 37.2 artışla 98.4 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Şubat’ta vergi geliri tahsilatının detaylarına bakıldığında; gelir vergisi yüzde 20 artışla 12.5 milyar TL, kurumlar vergisi yüzde 44.5 artışla 36 milyar 983 milyon TL, dahilde alman katma değer vergisi tahsilatı yüzde 51.6 artışla 6 milyar 831 milyon TL, özel tüketim vergisi yüzde 18.4 artışla 14 milyar TL, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 52.6 artışla 15 milyar 391 milyon TL oldu.

İPOTEKLİ KONUT SATIŞI GERİLEDİ

Türkiye genelinde konut satışları Şubat’ta geçen yılın aynı ayma göre yüzde 31.6 azalarak 81 bin 222 olurken, bir önceki aya göre yüzde 15.1 oranında arttı. Son altı aydır aylık bazda gerileyen konut satışları, Şubat’ta artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Şubat’ta geçen yılın aynı ayma göre Türkiye genelinde ipotekli konut satışları yüzde 66.5 azalışla 14 bin 669 düzeyinde gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 18.1 olarak hesaplandı. Bu dönemde ilk defa satılan konut sayısı yüzde 33.7 azalarak 24 bin 737 düzeyinde gerçekleşirken, toplam konut satışları içinde ilk satışın payı yüzde 30.5 olarak hesaplandı. İkinci el satışları ise yüzde 30.7 azalışla 56 bin 485 oldu. Yabancılara konut satışı Şubat’ta yıllık bazda yüzde 26 azalarak 2 bin 964 oldu.

TCMB verilerine göre konut fiyat endeksi (KFE), 2021 yılı Ocak’ta bir önceki aya göre yüzde 1.8 artışla 157.7 seviyesinde gerçekleşti. KFE, geçen yılın aynı ayma göre yüzde 30.4, aynı dönemde reel olarak yüzde 13.5 artış gösterdi.

İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurul Başkanı Nazmi Durbakayım, konut satışlarındaki düşüşün en önemli nedenlerinin artan faiz oranları ve hafta sonu kısıtlamaları olduğunu vurguladı. Konut satışlarında düzeltme hareketinin hafta sonu kısıtlamalarının tek güne indirilmesiyle bir miktar daha artarak devam etmesini beklediklerini dile getiren Durbakayım, “Yılın ikinci yarısında toparlanma olacağını düşünüyoruz” dedi.

ÜCRETLİ ÇALIŞAN SAYISI ARTTI

Sektörlerin istihdam, çalışılan saat, brüt ücret-maaş endekslerinin zaman içerisindeki değişimlerinin izlenebilmesi amacıyla idari kayıtlara dayalı ve çeyreklik olarak işgücü girdi endekslerini yayınlayan TÜİK, aynı idari kayıtları kullanarak aylık ücretli çalışan sayılarını da açıklamaya başladı. Çalışmanın sonuçları, 2009’dan başlamak üzere ilk kez 16 Mart tarihli Ocak ayı bülteniyle kamuoyuna açıklandı. Buna göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2021 Ocak’ta geçen yılın aynı ayma göre yüzde 5.2 artışla 12 milyon 589 bin 820 kişi oldu.

20 Mart 2021 Cumartesi

Altın nereye koşuyor?

 SON yıllarda baş döndürücü bir hızla yükselerek dikkatleri üzerine çeken altın fiyatlarında yaşanan son düşüşler tüm dünyayı şaşkına çevirdi. ABD seçimlerinin sorunsuz atlatılması, aşı çalışmalarına ilişkin gelen olumlu haberlerle son iki aydır bu kez inişe geçen altın fiyatları için “yeni normal nedir?” sorusu gündeme damgasını vurdu. Kısaca hafızamızı tazelemek gerekirse, bu paniğin çok da yersiz olmadığını görüyoruz. Çok değil daha ağustos ayının ilk haftası 2.070 dolar seviyesine çıkan altının onsu bugünlerde 1.800-1.850 dolarlar seviyesine geriledi. Yine bu süreçte kurlarda yaşanan düşüş ve ons bazında altının değer kaybına uğraması yüzünden gram altın tarihi zirvesi olan 540 TL’den 460 TL’lere indi. îki ay gibi kısa süre içinde ons altın alanlar dolar bazında yaklaşık yüzde 11, gram altın alanlar ise TL bazında yüzde 15 civarında zarar etti.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Tabii her sert fiyat hareketi yaşanan dönemde olduğu gibi bugün de herkes “Altın fiyatları daha da düşecek mi, yükselecek mi” sorusuna odaklandı. Bu soruyu yönelttiğimiz altın uzmanlarına göre, önümüzdeki üç ayda altın fiyatlarında her iki yönde de hareket görebiliriz. Burada ons bazında kınlamayan 1.760 dolar seviyesi oldukça kritik. Bu seviyenin üzerinde kalındığı sürece satışların derinleşmeyeceği görüşü hakim. Şayet bu seviye kırılırsa iyimserlere göre 1.700 dolar, kötümserlere göreyse 1.600 dolar/ons seviyeleri görülebilir. 1800 doların üzerinde ise ilk adım 1850, ikinci adım ise 1900 dolarlar olarak telaffuz ediliyor.

Ancak ortak görüş daha orta vadeli düşünenler için altın hala önemli bir getiri potansiyeline sahip. Ortak beklenti ülkelerin kısa vadede genişlemeci para politikasını bırakamayacak olması ve aşı bulunsa bile bunun dünyada yaygınlaşma hızının şimdilik düşük kalacağı yönünde. Bu da tıpkı geçtiğimiz aylarda olduğu gibi altına olan talebin artıracağı ve bunun da fiyatlara eskisi kadar hızlı olmasa da yükseliş yönünde yansıyacağı görüşlerini destekliyor.

GRAM ALTINA DİKKAT

Gram altın satın alanlar içinse durum biraz daha farklı. Biliyorsunuz gram altın hem uluslararası piyasalarda fiyatlanan ons altından, hem de dolar/TL kurundan etkileniyor. Kurlarda sürpriz bir sert tırmanış yaşanmazsa bugün 460 TL seviyelerinden işlem gören gram altının önümüzdeki üç aylık süreçte 480-440 TL bandında dalgalanması bekleniyor. Buna göre kısa vadede yeni alım yapmayı düşünenlerin 440 TL’nin altında 420 TL seviyesini, satış yapmayı düşünenlerin ise 480 TL üzerini beklemesi gerektiği belirtiliyor.

AHLATCI YATIRIM

"1.765 DOLAR ÖNEMLİ"

Ahlatcı Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Tonguç Erbaş, son haftalarda altın fiyatlarında yaşanan düşüşte, ABD seçimlerinin sorunsuz atlatılması ve hemen ardından Covid-19 aşısı ile ilgili başarılı sonuçlar alınmasının etkili olduğu görüşünde.

15 Ağustos’tan sonra dünya genelinde elinde altın bulunduran fonların zaman zaman pozisyonlarında azalmalar yaşandığına da dikkat çeken Erbaş, altın fiyatındaki harekete ilişkinse şu değerlendirmede bulunuyor:

“Bu dönemde gram altın fiyatlamasında kur hareketleri de belirleyici oldu. Türk Lirası’nda rezervlerle ilgili gözlemlenen sıkıntı sonrası 8.55 TL seviyelerine yükselen kur ile gram altın da 540 TL’ye yükseldi. TCMB ve Hazine ve Maliye Bakanı değişiklikleri sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın reform açıklamalarının etkisi ve normalleşme adımlarının TCMB ve BDDK tarafından gerçekleşmesi ile kurda 7.50 TL geri çekilmesini yaşadık. Tüm bu gelişmeler altın fiyatlarının TL ve dolar bazlı gerilemesine neden oldu. Önümüzdeki üç ay ons altında yukarı yönlü tepki hareketleri özellikle Fed ve ECB tarafından gerçekleştirilebilecek destek paketleri beklentisi ile görülebilir. 1.920 dolar yukarı geçilmediği sürece bu yükselişler tepki hareketi olarak kalacaktır. Kurda ise özellikle atılacak reform adımlarının ana taslaklarının netleşmesi ile yurtdışı kaynaklı fon girişinin devamı ile 7.50-8.10 TL aralığında yatay bir kur hareketi görebiliriz. Ons altın için 1.765-1.870 dolar, gram altında da 440- 485 TL aralığında fiyatlamalar görülebilir. Eğer bu süreçte 1.765 dolar ons altında aşağı yönlü kırılırsa 1.670 dolar ve gram altında 440 TL aşağı yönlü kırılırsa 420 TL test edilebilir.”

Erbaş’a göre ons altın için 1.765,1.780 ve 1.795 dolar ana destek, 1.805,1.820 ve 1.850 dolar ise 1.870 direnç bölgesi altında fiyat bazlı zorlanabileceği seviyeler. Erbaş, ons bazında 1.803 dolar seviyesinin 200 günlük üssel aritmetik ortalama olduğunu göz önünde bulundurarak bu seviyelerin strateji oluşturmak için kullanılması gerektiği görüşünde. Altının genel olarak 2021 içinde portföylerde yüzde 15 oranında tutulabileceğini de belirten Erbaş, “Bu portföyün bir kısmı gram altın olarak, bir kısmı da altın fonlarında dolar veya TL bazlı değerlendirilebilir” diyor.

ALB FOREX

"YENİ ZİRVELERİ GÖREBİLİRİZ"

ALB Forex Araştırma Müdürü Emre Çayırlı ise ekim ve kasım aylarında ons altındaki sert fiyat hareketlerinde ABD ekonomisine ilişkin veriler ve ABD başkanlık seçiminin belirleyici olduğu görüşünde. Gerek Joe Biden’ın ekonomiyi destekleyecek genişlemeci maliye politikalarına yönelebileceği beklentisi, gerekse FED Başkanı J. Powell’ın güvercin mesajlar içeren açıklamaları ile küresel risk iştahındaki artışın altın fiyatlarını baskıladığına dikkat Ernre çaV,r'' çeken Çayırlı, “Kasım’ın ikinci haftasında aşıya ilişkin gelen olumlu açıklamalar sonrası küresel çapta risk iştahı arttı. Yaşanan satış baskısıyla kritik 1.850 dolara kadar gerileyen ons altın fiyatı bu süreci takip eden iki hafta boyunca 1.900 dolar ile 1.850 dolar arasında denge buldu. Kasım ayının son haftasına gelindiğinde İngiltere, Rusya ve Çin’den gelen aşı haberleri piyasalardaki iyimserliği destekledi ve ons altın 1.850 dolar desteğini kırmasının ardından, yaklaşık dört ay sonra yeniden 1.765 dolara kadar geriledi” diyor. Altın fiyatlarında yaşanan bu sert düşüşün kar realizasyonu olarak görülebileceği ve yeni bir yükseliş yaşanabileceği değerlendirmesinde de bulunan Çayırlı, şu tespitte bulunuyor:

“Nitekim aralık ayı itibariyle yeniden canlanmaya başlayan altın talebiyle birlikte ons altın fiyatı şimdiden 70 dolara yakın değer kazandı. Şüphesiz ilerleyen süreçte 1.850 dolar seviyesi önemli bir direnç olarak izlenecek. Konuşulmaya başlayan J. Yellen ismi de dolar endeksinde zayıflama yaşanmasına neden olmuş gibi duruyor. İlerleyen süreçte daha somut hale gelirse altın fiyatlarında yükseliş görülebilir. 10 Aralık’ta yapılacak Avrupa Merkez Bankası toplantısında ek bir genişleme adımı atılması, ons altına destek verebilir. İlerleyen süreçte 1.930 dolar ons altın için oldukça önemli bir seviye olarak izlenebilir.

Ağustos ayından bu yana devam eden orta vadeli düşüş trendinin geçtiği bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanırsa, kış aylarında ons altında yeni bir zirve görebiliriz.”

GCM YATIRIM

"YÜKSELİŞ BEKLENTİSİ KORUNUYOR"

GCM Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Kudret Ayyıldır son dönemde altın fiyatlarında yaşanan sert düşüşte Covid-19 aşısına ilişkin gelen iyimser haber akışının etkili olduğunu söylüyor.

Ancak aşıya ilişkin bilinenlerin dışında yeni güçlü bir haberin gelmemesinin yanı sıra genişleyici para ve maliye politikaları sunan ülkelerin yeni dönemde de bu düşüncesine devam edeceğine yönelik beklentilerin altına olan ilgiyi yeniden artırabileceği tahmininde bulunan Ayyıldır, fiyat hareketlerine ilişkinse şu tahminde bulunuyor:

“Ons altın için orta vadeli 1.760, uzun vadeli olarak da 1.690 bölgesi önemli olmakla birlikte \cudret ^ ilgili seviyeler üzerinde yılın ilk çeyreği için pozitif eğiliminin devam etmesi bekleniyor, özellikle 2013 sonu itibariyle her yılın son döneminde ons altın fiyatının dip yapma çalışması ve yeni yılın ilk çeyreğine kadarki süreçte oluşturduğu yükseliş rallisi de mevcut pozitif beklentimizi destekliyor. Bu düşünce ile kısa vadeli görünümde 1.850 ve 1.900 dolar bariyerlerine doğru çıkışlar izleneceği gibi 1.900 üzerindeki olası kalıcı fiyatlama davranışında orta vadeli 2.000, uzun vadeli olarak da 2.300 dolar beklentisi gündemimizi tekrar meşgul edebilir.

İçerde ise gram altın, ons altın ve dolar/TL düşüşlerinden önemli oranda etkilenerek 540 seviyelerinden 440 TL’ye kadar geriledi. Ancak gerek ons altın, gerekse dolar/TL kurunun 2021’e ilişkin yukarı yönlü fiyatlama reaksiyonuna devam etme beklentisi nedeniyle gram altının da pozitif etkilenmesi beklenmeli. Gram altın için orta vadede 450, uzun vadede ise 420 seviyesini takip ediyoruz. Her ne kadar bu dönemde 450 seviyesinin altına geri çekilmeler gerçekleşse de kalıcı olmuyor. Uzun vadede ise 420 seviyesinin üzerinde hareket eden gram altın fiyatı, pozitif yönlü fiyatlama beklentisini destekliyor. Orta vadede 480-490 seviyelerine yönelik bir fiyatlama potansiyeli bulunurken, uzun vadede 500-510 bölgesi ve tarihi zirve 540 seviyesi izleniyor.”

Orta ve uzun vadeli olarak gerek ons gerekse gram altın tarafındaki yükseliş isteği yaratabileceği öngörüsünde bulunan Ayyıldır, “Bu sebeple 1.800 doların altında ons altın, 450 TL’nin altında ise gram altın orta-uzun vadeli I yatırım fırsatını beraberinde getiriyor. 1.900 dolar üzerinde ons altın, 480 TL üzerinde ise gram altın tarafındaki kalıcılık, daha istekli yükseliş beklentisi yaratabilir” diyor. Altın fiyatlarının 2020’de olduğu gibi 2021’de de iştah artırmasını bekleyen Ayyıldır’a göre, Ayşe Teyze ve Mehmet Amca portföyünün yüzde 20-30’unu altında I değerlendirmeli.











Enflasyonu yenenler ve yenilenler

 GEÇTİĞİMİZ hafta perşembe günü Kasım ayı enflasyon verileri açıklandı. Yıllık bazda yüzde 14’e ulaşan enflasyon (TÜFE) ülkemizde kronik sorunların başında geliyor.

Birikimlerimizi, varlıklarımızı kemiriyor, alım gücümüzü düşürüyor.

Bütün mücadelelere, tüm çabalara rağmen enflasyona karşı yapılan mücadelede mevzi kaybedilmiş.

Dünyada enflasyon neredeyse yok iken, ülkemiz en yüksek enflasyona sahip ilk 15-20 ülke arasında.

Hani, halkın tasarruf eğiliminin düşük olduğundan şikayet ediliyor ya, enflasyon tasarrufa izin vermiyor ki. Çünkü enflasyon ortamında sürekli yukarı yönde hareket eden fiyatlar, insanları tasarruf etmeye değil, bugün harcamaya zorluyor. Bugün satın alınmayan malın fiyatı, gelecekte çok büyük olasılıkla artacak ama gelirler aynı oranda artmayacağından, bugün satın almak her zaman daha karlı oluyor. Bu da tasarrufların küçülmesine neden olurken, hane halkının borçlanma eğilimini güçlendiriyor.

Diğer yandan hane halkı, tasarruflarını enflasyona karşı korumak için yıllardır altın ve dövize yatırım yapıyor. Öyle ki bankacılık sisteminde bulunan toplam mevduatın yüzde 55’i döviz cinsinden. Halkın döviz mevduatına yatırım yapmasının en önemli nedenlerinden birisi, enflasyonun artış eğilimi kınlamadığı için döviz fiyatlarının günün birinde, enflasyonu mutlaka yakalayacağı ve geçeceği beklentisi. Bu beklentiyle döviz alanlar, bu kez de talep nedeniyle fiyatların artmasına katkıda bulunuyor. Peki, insanlar neden Türk Lirası mevduat yatırımını tercih etmez oldu? Gelin EGM’nin (Emeklilik Gözetim Merkezi) internet sitesinden aldığım 30 Kasım 2020 tarihli grafiğe bir bakalım, son beş yılda yüzde 81.2’ye ulaşan TÜFE’ye hangi yatırım aracı ne kadar yenilmiş, hangisi ne kadar yenmiş görelim.

DOLAR

Son beş yılda doların getirisi yüzde 167.1’e ulaşırken TÜFE yüzde 81.2 olmuş. Doların değer artışı TÜFE’nin iki katını geçmiş. Bu nedenle halk halen döviz yatırımından vazgeçmiyor. Fiyatların her geri çekilmesinde pozisyonunu tekrar artırıyor.

GRAM ALTIN

Gram altın son dönemin gözde yatırım aracı. Bunda hem ons bazında hem de aynı dönemde dolar/TL paritesinin yükselişi etkili. TÜFE’yi dörde katlayan getirisi ile altın son beş yılın en çok kazandıran yatırım aracı olmuş.

BIST-100

Hisse senetleri piyasasını temsilen BIST-100 endeksi baz alındığında, son beş yılda yüzde 75.7’lik getirisi ile enflasyonun altında getiri sağlamış. Buradaki getirinin üzerine yıllık yaklaşık yüzde 2.5’lik temettü getirisini eklediğimizde enflasyonun üzerinde bir getiriye ulaşılsa da, içerdiği risk nedeniyle getirinin çok zayıf olduğu söylenebilir.

FAİZ-KAR PAYI

Faizli yatırım araçlarını temsilen BIST-KYD Tüm bono endeksi baz alındığında son beş yılda yüzde 72.4 getiri ile enflasyona yenildiği görülüyor. BIST-KYD Kamu Kira sertifikaları endeksi ise yüzde 80.5’lik getirisiyle enflasyonu neredeyse yakalamış. Ama yine de enflasyonun üzerinde getiri sağlayamamış.

BES FONLARI

EGM Tüm Endeksi sistemdeki devlet katkısı ve OKS fonlarını da içeren ve EGM’nin hazırladığı bir endeks. Fonların getirisinin portföy büyüklüklerine göre ağırlıklandırılmasıyla oluşturuluyor.

Beş yılda yüzde 114.1’e ulaşan EGM Tüm Endeksi enflasyonun üstünde getiri sağlayan yatırım araçlarından biri olmuş.

TERCİHLER KAZANDIRDI

Genellikle halkın finansal okuryazarlığının düşük olduğundan şikayet edilir. Ancak uzun vadeli verilere bakıldığında, halkın getiri konusunda doğru analizler yaptığı ve doğru tercihlerde bulunduğu görülüyor. Burada döviz yatırımları konusunda hane halkı ile devletin çıkarlarının çatıştığı söylenebilir. Hane halkı döviz yatırımlarına ağırlık vererek, bir şekilde döviz fiyatının artmasına da katkı vermiş oluyor.

Fakat enflasyonun hırpalayıcı etkisinden korunmak isteyenlere aslında çok da fazla seçenek kalmıyor. Grafikten de görüleceği gibi faizsiz kar payı getirisi elde etmek isteyenler ile mevduat faizinden medet umanlar enflasyon karşısında yenilmişler. Birikimlerinin satın alma gücü azalmış. Hisse senedi yatırımları ise aşırı volatilite bir taraftan, zayıf getiri diğer taraftan bu beş yıllık dönemde gerçekten de doğru seçim olamamış. Altın ise yine Türk halkını yanıltmamış. Getirisiyle hem enflasyonu, hem de diğer yatırım araçlarını yenmiş.