23 Ağustos 2020 Pazar

Ekonomistler toparlanmanın yılın ikinci yarısında başlamasını bekliyor

TÜRKİYE ekonomisi 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 2.6 daraldı. Ekonomideki daralma yatırım ve özel tüketimden kaynaklandı. Yatırım harcamalarının yıllık bazda yüzde 13 daraldığı ilk çeyrekte, makine-teçhizat yatırımları yüzde 11.3 geriledi. Devletin nihai tüketim harcamalarının yüzde 7.2 arttığı ilk çeyrekte, yerleşik hane-halklarınm ve hanehalklarına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşların (HHKOK) toplam nihai tüketim harcamaları yüzde 4.7 azaldı. Bu dönemde hanehalkı nihai tüketim harcamaları alt gruplarında yüzde 19.5 oranıyla en fazla daralan grup dayanıklı mallar oldu. Yarı dayanıklı mallar yüzde 18.2, hizmetler yüzde 1.2 küçüldü. Dayanıksız mallar ise yüzde 1.6 ile artış gösteren tek grup oldu. İlk çeyrekte ihracatın büyümeye katkısı sürdü. 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜ1K) 2019 birinci çeyrek Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine göre, mal ve hizmet ihracatı, 2019 birinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 9.5 artarken ithalatı ise yüzde 28.8 daraldı. Yılın ilk çeyreğinde tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 2.5 artarken, sanayi sektörü yüzde 4.3 ve inşaat sektörü yüzde 10.9 azaldı. İlk çeyrekte imalat sanayindeki daralma bir önceki çeyreğe göre hız kaybederek yıllık bazda yüzde 4.7 oldu. 2018 yılı son çeyreğinde sanayi sektörü yıllık bazda yüzde 6.4, imalat sanayi yüzde 7.4. inşaat sektörü yüzde 8.7 daralmıştı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri birinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 4 geriledi. öncü göstergelerin üçüncü çeyrekten itibaren ekonominin büyüme sürecine girebileceğine işaret ettiğini vurgulayan ekonomistler, yılın tamamında yüzde l’e yakın bir büyüme görülebileceğini söylüyor. 

ÖNCEKİ ÇEYREĞE GÖRE YÜZDE 1.3 BÜYÜME 

 Üretim yöntemiyle GSYH tahmini, 2019 yılının birinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 16 artarak 914 milyar 699 milyon TL oldu. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2019 birinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.3 azaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2019 ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.3 arttı. GSYH bir önceki çeyreğe göre 2018’in ikinci çeyreğinde yüzde 0.1, üçüncü çeyreğinde yüzde 1.5, dördüncü çeyreğinde yüzde 2.4 daralmıştı Bazı ekonomistlere göre çeyreklik büyüme, arka arkaya üç çeyreklik daralmanın ardından ekonominin teknik resesyondan çıktığı şeklinde değerlendirildi. Kredi büyümesinde ılımlı bir toparlanma gözleniyor. Merkez Bankası’nca yayımlanan yılın ilk finan-sal istikrar raporunda, 2019’un ilk çeyreğinde, 2017’de kullandırılan Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletli kredilerin getirdiği yüksek baz etkisinin geride kalması, KGF kefaletli yeni paketlerin kullanıma açılması, banka kredi arz koşullarının kamu bankaları öncülüğünde bir miktar gevşemesi, bireysel kredilerde çeşitli düzenlemelerin ve kredi kampanyalarının hayata geçirilmesi sonucunda yıllık kredi büyümesinde ılımlı bir toparlanma eğilimi izlendiği ifade edildi. Rapora göre son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. Artan mal ve hizmet ihracatının katkısıyla cari dengedeki iyileşmenin sürmesi bekleniyor. Küresel ölçekte büyüme yavaşlarken iktisadi politika belirsizlikleri yüksek seyretti. 

İHRACAT NİSAN'DA YÜZDE 4.6 ARTTI TÜIK 

ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiy-le oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre, ihracat 2019 Nisan’da, 2018’in aynı ayma göre yüzde 4.6 artarak 14 milyar 480 milyon dolar, ithalat yüzde 15.1 azalarak 17 milyar 462 milyon dolar oldu. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 55.6 azalarak 2 milyar 982 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2018 Nisan’da yüzde 67.4 iken, 2019 Nisan’da yüzde 82.9’a yükseldi. Yılın ilk dört ayında ihracat yüzde 3.1 artışla 56 milyar 705 milyon dolar, ithalat yüzde 19.4 azalışla 66 milyar 482 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, dış ticaret dengesi yüzde 64.4 azalışla 9.78 milyar dolar açık verdi. Tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirmelerini, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endeks olan ekonomik güven endeksi Mayıs’ta bir önceki aya göre yüzde 8.5 azalışla 77.5 oldu. Ekonomik güven endeksinin 100’den küçük olması genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Ekonomik güven endeksindeki azalış, tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı. TÜÎK geçen hafta motorlu kara taşıtları verilerini de açıkladı. Buna göre Nisan’da 54 bin 322 taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, 17 bin 947 taşıtın kaydı silindi. Nisan’da trafikte artan taşıt sayısı 36 bin 375 oldu. Ocak-Nisan döneminde ise 213 bin 541 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı, 70 bin 535 adet taşıtın trafikten kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 143 bin 6 adet arttı. 

 BİTKİSEL  ÜRETİMİ ARTACAK 

TÜÎK verilerine göre, bitkisel üretim miktarlarının 2019 yılının ilk tahmininde bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5.4 artışla 67.9 milyon tona, sebzelerde yüzde 2.7 artışla 30.8 milyon tona, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5.8 oranında artışla 23.6 milyon tona ulaşacağı tahmin edildi. Yapılan tahminlere göre 2019’da tahıl ürünleri üretim miktarının yüzde 1.1 artışla 34.8 milyon ton, buğday üretiminin yüzde 2.5 azalışla 19.5 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 7.1 artışla 7.5 milyon ton, çavdar üretiminin değişim göstermeyerek 320 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 1.9 artışla 265 bin ton olması bekleniyor. Baklagillerin önemli ürünlerinden yemeklik baklanın yüzde 1.6 artışla yaklaşık 6 bin ton, kırmızı mercimeğin yüzde 22.6 artışla 380 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise yüzde 9.9 artışla 5 milyon ton olması öngörülüyor. Yağlı tohumlardan soya üretiminin yüzde 14.3 oranında artarak 160 bin ton olacağı, tütün üretiminin yüzde 12.7 oranında azalarak 70 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise yüzde 11.4 oranında artarak yaklaşık 21 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörülüyor.

26 Mayıs 2020 Salı

Koronavirüsün ekonomik ve finansal etkilerini sınırlandırmak amacıyla yeni tedbirler

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), koronavirüsün ekonomik ve finansal etkilerini sınırlandırmak amacıyla yeni tedbirler aldı. 17 Mart’ta politika faizini 100 baz puan indiren ve salgınla mücadele çerçevesinde 7 maddelik tedbir seti açıklayan TCMB, 31 Nisan’da ise 5 maddelik ilave tedbirlerini açıkladı. Aldığı yeni tedbirlerle bünyesinde gerçekleştirilen Türk Lirası ve döviz işlemleri çerçevesinde “Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ile ipotek Teminatlı Menkul Kıymetleri” teminat havuzuna dâhil eden, reel sektörün kredi imkanını artıran TCMB, geçici bir süre için piyasa yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini (DİBS) TCMB’ye satmâ veya piyasa yapıcılığı sistemi kapsamında Açık Piyasa İşlemleri (AP1) çerçevesinde tanınan likidite imkânını belirli oranlar dâhilinde artırma olanakları sağladı.

Koronavirüs mali piyasaları allak bullak etti

KORONAVİRÜS mali piyasaları deyim yerindeyse allak bullak etti. Mart ayının ortasından itibaren salgının dünya genelinde yayılım lyzımn artması mali piyasalarda deprem etkisi yarattı. Dünyanın en büyük borsaları dahil tüm borsalarda tarihi düşüşler yaşanırken, para birimlerinde de önemli dalgalanmalar gözlendi. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de bundan fazlasıyla nasibini aldı. Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri değer kaybına uğrarken,

TL de önemli para birimleri karşısında geriledi. Ancak bu durum haftanın ikinci yarısından itibaren yerini bir ölçüde toparlanmaya bıraktı. Nispeten sakinleşen piyasalar nedeniyle dolar haftayı 6.40'lar civarından tamamladı. Doğal olarak bu ortamda yatırımcısından iş adamına her kesim “Yeni bir atak yaşanır mı, hisse senetleri ve TL’de yeni kayıplar yaşanır mı?” sorusunun yanıtını arıyor. Bu soruları yönelttiğimiz para yöneticileri ise TL’deki değer kaybının sınırlı kalacağı görüşünde.

Mart ayına ilişkin makro veriler gelmeye başladı

SANAYİ üretiminin öncü göstergesi imalat sanayi kapasite kullanım oranı Mart’ta aylık bazda 0.7 puan azalışla yüzde 75.3 düzeyinde gerçekleşti. İmalat sanayi kapasite kullanımı oranı ilk çeyrek ortalaması, geçen yüın aynı dönemine göre 1.4 puan artışla yüzde 75.6 oldu. Koronavirüs kaygısı, ayın ilk yarısına ilişkin verileri kapsamasına karşın güven endekslerine yansımaya başladı. Reel kesim güven endeksi Mart’ta bir önceki aya göre 7.2 puan azalarak 99.7 srdegerini aldı. Güven endeksleri hizmet ve perakende sektöründe .gerilerken, inşaat sektöründe arttı. Tüketici güveni yatay toparlanmayı teyit etti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), geçen hafta yayımladığı Para Politikası Kurulu toplantı özetinde, koronavirüs salgınının iktisadi faaliyeti dış ticaret, turizm ve iç talep kanallarıyla sınırlamaya başladığının görüldüğüne dikkat çekti. Toplantı özetinde, “Önümüzdeki dönemde ihracat ve turizm gelirlerindeki zayıflamaya karşın eneıji fiyatlarındaki belirgin düşüşe bağlı olarak cari işlemler dengesinin ılımlı bir seyir izlemesi beklenmektedir” ifadelerine yer verildi. TCMB, salgının küresel ölçekte hızla yayılmasıyla birlikte belirsizliklerin arttığına, küresel büyüme görünümünün zayıfladığına işaret etti.

29 Aralık 2019 Pazar

Yurtiçi ve dışı özel şirketlere ortaklık yetkisi

KURBAN Bayramı öncesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verilen bir yetki kamuoyunda çokça polemiklere neden oldu. Resmi Gazete’de 7 Ağustos’ta yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yurtiçi ve yurtdışı şirketlere ortak olma yetkisi verildi. Bunun “şirket kurtarma” amaçlı bir yetki olduğu belirtilirken Bakanlık bunu kesin bir dille yalanladı. Ancak iş dünyasının kafası bu yetkinin nasıl kullanılacağı konusunda tebliğde netlik olmadığı için biraz karışık.

Iş dünyasının bir kesimi, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yurtiçi ve yurtdışı şirketlere ortak olabilmesi yetkisinin, özellikle ‘stratejik’ amaçlı hammadde üretimi yatırımları ve yurtdışında ‘marka’ ve ‘şirket’ satın almaları için kullanılmasını öneriyor. Yerli otomobil ve yerli ilaç üretmek için kurulacak özel şirketlere devletin ortak olması ve şirketler büyüyünce ortaklığım belirli şartlar altında sonlandırması da öneriler arasında. KOBl’lerin savunma, kimya, sağlık gibi özel alanlarda ‘spesifik’ üretimlerinde de devletin ortaklığının bulunması, o şirketlerin hem büyümesi hem de güvenliğinin sağlanması için faydalı görülüyor. İş dünyası temsilcilerinden bazıları da bu yetkinin bir bölümünün zorda olan önemli şirketleri desteklemek için kullanılmasının faydalı olacağı görüşünde.

Emekliye faiz jesti

EMEKLİLERİ kendi müşterisi yapmak için yarışan bankaların bu rekabeti emeklilere faiz avantajı olarak yansıdı. Son aylarda birçok banka emekli maaş müşterilerine mevduatta daha yüksek, buna karşın bireysel kredide daha düşük faiz vermeye başladı. Bugün emekli mevduat hesaplarına yarım puanla sınırlı ck faiz veren bankalar kredi almak isteyenlere ise aylık 0.10 ile 0.30 puan arasında daha düşük faiz uyguluyor. Örneğin, İş Bankası emekli müşterilerine ve İşcep’ten kredi başvurusu yapan müşterilerine aylık yüzde 1.77 faiz uygularken, şubeden kullandırılan kredinin maliyeti yüzde 1.95’e çıkıyor. Başka bir ifadeyle iş Bankası emeklilere aylık bazda 0.2 puanlık indirim uyguluyor. Bu fark kamu bankalarında daha da yüksek oranlara çıkıyor. Kamu bankaları Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank  emekli müşterilerine özel aylık yüzde 1.49 faiz uyguluyor. Bu faiz aynı zamanda Türk bankacılık sektörü içinde bireysel kredilere uygulanan en düşük faiz oranı olarak dikkat çekiyor. Buna karşın aynı bankalar emeldi olmayan ve şubeden kredi çeken müşterilerine çok daha yüksek faiz teklif ediyor. Örneğin, Halkbank Dost İhtiyaç Kredisi kullanan müşterilerine yüzde 1.80 faiz teklif ederken, aynı tutar ve vade için emekli müşterilerinin faizi yüzde 1.49 oluyor. Bunun kredinin toplam yıllık maliyetine yansıması ise çok daha yüksek. Bugün yüzde 1.49 faizle kredi kullanan bir kişinin kredi yıllık maliyeti yüzde 24 olurken, faiz oranı yüzde 1.80’e çıktığında bu oran yüzde 29.2’ye çıkıyor. Bu uygun faizli kredilerden yararlanmanın tek şartı ise emekli maaşınızın ilgili bankada bulunması. Hemen uyaralım, bankalar emekli olmasına rağmen hesabı başka bankada bulunan müşterilerine bu avantajlı faizleri uygulamıyor. Bu arada emekli ayrımı yapmayan bankalar da var. Örneğin, Yapı Kredi müşterilerinin kredi skorlarına bakarak bireysel faiz teklifinde bulunuyor. Ancak emeklilere özel bir uygulaması bulunmuyor.

TCMB'nin yeni adımı bankaları nasıl etkiler?

TCMB, zorunlu karşılık oranlarında değişiklik yaptı. Bu adım bankaları kredi vermeye teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak dengeler gözetilmezse sorunlu kredilerde yeni riskler oluşabilir, özel bankalarda gelir kaybı görülebilir, TL aktiflere dönük risk iştahı azalabilir.
CEREN ORAL BALABAN
coral@ekonomist.com.tr

Geçen hafta BİST-100 95.000’in üzerinde tutunma çabasını sürdürürken borsada banka hisseleri en çok değer kaybedenler arasındaydı. Bu kayıplarda ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) zorunlu karşılık (ZK) politikasını kredi büyüme oranıyla ilişkilendiren kararı etkili oldu. TCMB, ZK ve faiz/ nema oranlarında değişikliğe gitti. Buna göre, TCMB, görece yüksek kredi büyümesi gerçekleştiren bankaların TL yükümlülükleri için ayırdıkları ZK oranlarını düşürürken, TL ZK için ödediği faiz oranlarını bu bankalar için daha fazla uygulayacak.

Yıllık kredi büyümesi yüzde 10-20 arasında olan bankaların bir yıla kadar olan ZK oranları yüzde 7’den yüzde 2’ye düşürüldü. Diğer bankalarda ise yüzde 4-7 aralığında uygulanmaya devam edilecek.

TL cinsinden tesis edilen ZK’lere uygulanan yüzde 13 faiz/nema oranı, kredi büyümesi yüzde 10-20 olan bankalar için yüzde 15, diğer bankalar için yüzde 5 olarak dikkate alınacak. Bu düzenlemeyle TCMB, kriterleri tutturan bankalara 5,4 milyar TL ve 2,9 milyar dolarlık fon aktaracak.
2019 ilk altı ayda Vakıfbank, Halkbank, Yapı Kredi Bankası’nın (YKB), yıllık kredi büyümesinin yüzde 10’un üzerinde kaldığı görülüyor. Bu bankaların değişiklikten olumlu etkilenebileceği kaydediliyor.

AMAÇ KREDİYE TEŞVİKPeki, TCMB neden böyle bir değişiklik yaptı? Bu kararın bankacılık sektörü ve hisseleri üzerinde nasıl etkileri olabilir? GCM Yatırım Ekonomisti Enver Erkan, kamu bankaları faizler yüksekken bile kredi verir durumdayken durumun özel bankalar açısından aynı olmadığını söylüyor.
Erkan, “Özel bankalarda yılın ilk iki çeyreğinde kredi büyümesi gerçekleşmedi. TCMB’nin yüzde 10-20 arasında kredi büyümesi koşulunu da halihazırda kamu bankaları sağlıyor” diyor. Kamu kredi verirken özeller kredi vermemeyi sürdürürse ZK avantajı kamu bankalarının lehine olacak, özeller ise olumsuz etkilenebilecek.

Enver Erkan’a göre, TCMB, kredi mekanizmasını gevşetmek ve bankaları daha çok kredi vermeye teşvik etmek istiyor. Bununla birlikte kredi büyümesi sağlayan bankaları ödüllendirirken kredi büyümesi sağlamayan bankaların ise ZK avantajına tabi olmayacağını kaydediyor.
Ancak ZK düzenlemesi kredi büyümesi sağlayan bankalar açısından avantaj olarak değerlendirilirken, işin sorunlu krediler bacağını unutmamak gerektiğine de dikkat çekiliyor. Erkan, reel sektörün yapılandırılan ve yapılandırılmayı bekleyen kredi yükü düşünüldüğünde dengelerin çok iyi gözetilmesi gerektiğini, aksi takdirde tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) ve Grup 2 kredilerinde yeni risklerin oluşabileceğini ifade ediyor.

“KAMU YAPIYOR, SİZ DE YAPIN”Alnus Yatırım Araştırma Müdürü Yunus Kaya, 2019’un ilk yarısı itibarıyla bankaların toplam yıllık kredi büyümesinin yüzde 8 olduğunu söylüyor. Kamu mevduat bankalarında yüzde 17 olan kredi artış oranının özel mevduat bankaları ve yabancı bankalarda yüzde -1 olarak gerçekleştiğine, hatta ağustos ayı itibarıyla bu oranın yüzde -4’e gerilediğine dikkat çekiyor.

Bu tabloyu, “Kamular el birliğiyle kredi vererek piyasayı besliyor ancak diğer bankalar buna katılamadı” diyerek yorumlayan Yunus Kaya, TL kredi/mevduat oranının kamu bankalarında yüzde 150’ye ulaştığını, özellerde bunun yüzde 137 olduğunu aktarıyor. Kaya, TCMB’nin bu düzenlemeyle özel bankalara, ‘Kamu bankaları yapabiliyor, siz de yapın” dediğini de sözlerine ekliyor.

FAİZ İÇİN OLUMLU OLABİLİRAk Yatırım Bankacılık Analisti Hakan Aygün, uygulamanın pratikte kamu bankalarının fonlama maliyet yükünü azaltırken özel bankaların TL cinsinden ZK için aldıkları faiz oranını düşüreceğini belirtiyor. Aygün, yeni uygulamayı, kâra etkisi açıdan kamu bankaları için hafif olumlu, özel bankalar için hafif olumsuz olarak değerlendiriyor.

TCMB, bu uygulamayla ilk aşamada piyasaya yaklaşık 5,4 milyar TL ve 2,9 milyar dolar karşılığı altın ve döviz likiditesi verilmesinin beklendiğini duyurdu. Hakan Aygün, bunun faiz üzerinde olumlu etkisi olmasını beklese de uygulamanın TL aktiflere dönük risk iştahının azalmasına yol açabileceği uyarısında da bulunuyor.

İş Yatırım Araştırma Müdürü Dr. Bülent Şen-gönül ise makro dengeleri bozmayacak ve piyasa gerçekleri doğrultusunda bir kredi hareketlenmesi sağlanabilirse değişiklikten arzulanan sonuçların alınabileceği kanaatinde.

ÜÇÜNCÜ ÇEYREK BEKLENTİLERİBorsada olası yukarı hareketlerde banka hisselerinin sürükleyici olabileceğine, faiz indirimi sonrasında kredi hacminin artacak olmasının bankalar açısından en pozitif hikayeyi oluşturduğuna dikkat çekiliyor.

Faiz indiriminden sonra bankaların finansman maliyetleriyle kredi faiz oranları da düştüğünden hane halkında yüksek kredi maliyetlerinden dolayı ertelenen taleplerin öne çekilebileceği kaydediliyor. Bunun da üçüncü çeyrek bilançolarında kredi/mevduat oranlarında toparlanmaya işaret edebileceği belirtiliyor.

Tahsili gecikmiş alacaklarda ise en kötüsünün geride kaldığı ifade ediliyor. Ancak faizlerin son çeyrekte daha aşağıya gelmesi beklendiğinden, bilançolardaki asıl etkinin sonraki çeyreklerde görüleceği kaydediliyor.

SEVGİ ONUR ŞEKER YATIRIM KIDEMLİ BANKACILIK ANALİSTİ
“YENİ BİR PARASAL GENİŞLEME ADIMI”

“TCMB, daha fazla kredi veren bankalara daha düşük ZK oranı tanımlayarak ve bunlara daha fazla nema ödeyerek, bankaları kredi vermeye teşvik etmeyi amaçlıyor.
İlk aşamada piyasaya altın ve döviz likiditesi verilmesi bekleniyor. Ancak rezerv opsiyon mekanizması (ROM) kanalındaki değişikliklerle bu miktarlar değişebilir.
TCMB’nin kararı, 425 baz puanlık politika faizi indirimi ve TCMB’nin mevcut durumda politika faizinin altında likidite sağladığı bir ve üç aylık vadelerde swap olanağıyla atılan yeni bir parasal genişleme adımı olarak değerlendirilebilir. Amaç, iç talebi canlandırmak.”

YUNUS KAYA ALNUS YATIRIM ARAŞTIRMA MUDURU
“GELİR KAYBI 1,5 MİLYAR TLRYİ BULABİLİR”

“Ağustos başı itibarıyla ZK’ye tabi TL yükümlülükler toplamı 1,1 trilyon TL iken ağırlıklı ortalama ZK oranı yüzde 6,4. Yani 70 milyar TL ZK var.
Kamu mevduat bankalarında 430 milyar TL mevduat var. Kamu bankaları 20 milyar TLlik önceden kullanamadıkları kaynağa kavuşacak.
TCMB, ZK’ye verdiği yüzde 13 faizi, yüzde 10 kredi büyümesi sağlamayanlarda yüzde 5’e indirecek. Yüzde 5’e indirim önemli. Örneğin, Garanti’nin TL kredileri 2018 ilk altı ayda 154,6 milyar TL, 2019 ilk altı ayda 154,8 milyar TL oldu. Yüzde 10’u geçemeyen bankaların bir yıllık toplam gelir kaybı 1,5 milyar TL’yi bulabilir.”