23 Nisan 2021 Cuma

TL’nin faizi yüzde 20’ye dayandı

 MERKEZ Bankası’nın mart ayındaki toplantısında beklentilerin üzerinde 200 baz puanlık faiz artırımı yapması mevduat faizlerine de yükseliş olarak yansıdı. Son bir haftada mevduat faiz oranlan iki ile üç puan arasında yükseldi. Bazı bankalar tanışma faizi adı altında müşterilerine yüzde 19.5 seviyesine ulaşan faiz teklif etmeye başladı. Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 18 Mart 2021 tarihinde toplandı. Toplantı öncesinde piyasalarda bir kesim “Merkez Bankası faizi mevcut seviyesinde tutar” tahmininde bulunurken, daha geniş bir kesim ise “En fazla 100 baz puan artırır” tahmininde bulunuyordu. Ancak beklenen gerçekleşmedi ve PPK gösterge faiz oranlarında 200 baz puanlık bir artışa gitti. Böylece mali piyasalar için referans olan bir haftalık politika faiz oranı yüzde 17 seviyesinden yüzde 19’a çıkartıldı. Bu kararın hemen ardından iki gün sonra yine bir sürpriz gelişme yaşandı ve Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal görevden alındı. Ağbal’ın ayrılmasından bir gün sonra Merkez Bankası Başkanlığına Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu’nun atandığı duyuruldu. Yeni başkan ise göreve gelir gelmez piyasalara sıkı para politikasının sürdürüleceğini açıkça garanti etti. Bu arada yeni Merkez Bankası Başkanı ara bir toplantı yapılmayacağını ve PPK’nın daha önce açıklanan 15 Nisan’dan önce toplanmayacağını da duyurdu. Bu en azından 15 Nisan’a kadar yüzde 19 olan referans faizin korunacağı anlamına geldi.

KÜÇÜK İLE BÜYÜK FARKI

Tüm bu sıcak gelişmeler genel faiz hadlerini yukarıya çekmeye yetti. Bankalar son 10 gündür başta mevduat faizleri olmak üzere bireysel ve ticari kredi faizlerini de yükseltti. Ancak mevduat cephesinde faizlerdeki bu yükseliş bankaların faizlerine farklı oranlarda yansıdı. Merkez Bankası referans faizi yüzde 19 açıklamasına rağmen bazı bankalar bir ve üç ay vadeli TL mevduatlara yüzde 14-15 faiz verdiğini duyururken bazı bankalarda ise oranlar yüzde 19.5 seviyesine kadar yükseldi. Faizdeki genel eğilime bakıldığında genelde büyük bankaların bir ve üç ay gibi kısa vadeli mevduatlara yüzde 14.5-15.5 aralığında faiz teklifinde bulunduğu görülüyor. Ancak büyük ligindeki bankaların özellikle büyük tutarlardaki tasarruflara başka ifadeyle milyon TL’lerin üzerindeki tasarruflara daha yüksek faizler verdiği dikkat çekiyor. Buna karşın daha rekabetçi olan orta ve küçük ölçekli bankalarda faiz aralığı yüzde 16-19.5 bandında yoğunlaşıyor.

HOŞGELDİN FAİZİ YİNE CAZİP

Bankalar en yüksek faiz tekliflerini yine ‘tanışma faizi’ veya ‘hoş geldin faizi’ adı altında veriyor. Ancak son aylarda olduğu gibi bankalar bu konuda da oldukça esnek davranıyor. Geçtiğimiz yıllarda hoş geldin faizinden yararlanmak isteyenlerin son bir yılda veya en azından son altı ayda bankada aktif mevduat hesabı bulunmaması şartı koşulurken, şimdi bu süre 15 güne kadar inmiş durumda. Yani birçok banka artık müşterilerine “15 gün içinde mevduat hesabınız yoksa hoş geldin faizinden yararlanabilirsiniz” diyor. Ayrıca bu yüksek faizden yararlanma süresi de uzamış durumda. Yani geçtiğimiz yıllarda hoş geldin faizi adı altında verilen yüksek faizlerden yararlanma süresi bir ya da en fazla üç ay ile sınırlandırılmasına karşın artık bazı bankalar bu süreyi bir yıla kadar uzatmış durumda. Yani önümüzdeki dönem faizde düşüş yaşanacağını düşünüyorsanız ve uzun süre ihtiyacınız olmayacağını düşündüğünüz bir tasarrufunuz varsa bugünden yüksek faizle bir yıllık mevduata bağlama imkanınız da var.

KAVCIOĞLU'NUN AÇIKLAMALARI İZLENİYOR

Faiz deyince herkesin tek kriteri var o da Merkez Bankası’ndan gelen açıklamalar ve aldığı kararlar... Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de herkesin gözü ve kulağı yine Merkez Bankası’nda olacak. Yani Banka’dan gelecek özellikle kur ve faiz konusundaki politikalarına ilişkin ipuçlarına göre piyasalar şekillenecek. Bu arada hemen belirtmekte fayda var, göreve geleli daha iki hafta olmasına rağmen yeni başkan Şahap Kavcıoğlu’nun sade ve açık politikası yer-

li    yatırımcıları etkilemiş görünüyor. Başkanın son beyanatlarında 15 Nisan’dan önce PPK’nın toplanmayacağı, sıkı para politikasına devam edileceği, yüzde 5 enflasyon hedefine sıkı sıkıya bağlı olunduğu ve faiz indirimi olmayacağına ilişkin beyanatları yerli yatırımcılar üzerinde etkili oluyor. Ancak yabancı işlemleri özellikle kur tarafında baskı yaratmaya devam ediyor. Bu arada belirtmekte fayda var, geçen haftanın ilk yarısında Merkez Bankası Başkanı’nın Bloomberg’e verdiği röportajında “Nisan veya sonrasındaki aylarda PPK kararıyla ilgili hemen faiz indirilecek şeklinde önyarlığı bir yaklaşımı doğru bulmuyorum” ifadesi de piyasalarda yaşanan belirsizliği azaltması açısından oldukça önemli bulundu.

REEL GETİRİ SAĞLIYOR

Başkandan ardı ardına gelen açıklamaları değerlendiren bankacılık çevreleri ise, bu net açıklamalar ışığında yılın en azından ilk yarısında faiz hadlerinin bugünkü yüksek seviyelerini koruyacağı görüşündeler. Buna bağlı olarak mevduat faizlerinin de bugünkü seviyelere yakın seviyelerde kalacağı beklentisi oldukça kuvvetli. Dolayısıyla herkesin ortak görüşü özellikle riski sevmeyen yatırımcılar için yüzde 16 seviyelerinde seyreden yıllık TÜFE enflasyonuna rağmen yüzde 19.5’lik getirisi ile en azından bu yılın ilk yarısında mevduat yine tartışmasız en cazip yatırım aracı olmayı sürdürecek.

"Faizde değişiklik beklemek gerçekçi değil"

Merkez Bankası’nın belirlediği faiz oranı, yani kamunun borçlanma faiz oranı, mali piyasalar için esastır. Yükseldiğinde, mevduat faizlerinin de benzer oranlarda yükselmesi beklenir; aksi durumda da düşmesi. Faiz oranları, ülkelerin ekonomik performansları çerçevesinde yükselebilir veya düşebilir. Ekonominin dev çarkları içinde ne faiz sebep veya sonuçtur, ne de enflasyon. İkisi de, esasen piyasaların işleyişine, genel üretim ve fiyat düzeyine, kamunun veya özel kesimin borçlanma ihtiyaçlarına göre bazen sebep bazen sonuç olabilir. İdeal durumu 'sıfır enflasyon sıfır faiz' olarak tanımlarsak, biri 'sıfır' değilse diğerinin de sıfır olmaması kaçınılmazdır. Enflasyon bir gerçekse ve yönü yukarıysa, faizi de bu paralelde belirlemek, paranın başta döviz olmak üzere diğer alternatiflere yönelmemesi için önem arz eder. Enflasyonun yönü aşağıya döndüğünde faizin de derhal aynı seviyelere düşürülerek kamunun faiz yükünün azaltılması, bir diğer malum gerekliliktir.

Bu arada şu hususa dikkat çekmek lazım; şayet enflasyonun sebebi 'kamu borçlanması' dışındaki sebepler ise, yani daha çok üretim ve fiyat hareketlerinden kaynaklanıyor ise, faizi düşürmek suretiyle enflasyona aşağı yönlü baskı uygulamak pekala mümkün olabilir.

Sıkı para politikası uygulanır ve bütçe açığı planlanan oranda seyreder ise, enflasyonun bu seviyelerin altına gelmesi beklenebilir. Esasen ideal olan, bütçe açığı hiç vermemektir. Ancak bütçe açığı kaçınılmazsa, bu sefer bu açığın nasıl finanse edileceği önem kazanacaktır. Açığı, vergi ile değil de borçlanma ile finanse etmek, faiz ödemek demektir. Faiz ise para arzını doğrudan artırdığı için enflasyon yaratan en önemli unsurlardandır. Enflasyon için 'dolaylı bir vergilendirmedir' tanımlaması sıkça duyulan bir ifadedir. Dolayısıyla, bütçe açığının, borçlanma yerine vergilendirme suretiyle kapatılması aslında ehvenişer bir durumdur. Böylelikle faizler de düşme eğilimine girebilir. Ayrıca, üretim ve fiyat hareketlilikleri temelinde oluşan (yani faiz dışı unsurlardan kaynaklanan) enflasyon da, faizin düşürülmesi suretiyle, aşağı seviyelere çekilebilir. Enflasyon bugünkü seviyelerini -maalesef- koruduğu müddetçe, PPK'nın faiz oranlarında bir değişiklik yapmasını beklemek, çok gerçekçi olmayacaktır.

10 Nisan 2021 Cumartesi

Borsa İstanbul'da yükseliş henüz tepki boyutunda

Önceki hafta yaşanan sert satışların ardından kısa sürede tepkilerin geldiğini gördük. Geçtiğimiz haftanın ilk yarısında dengelenme ikinci yarısında ise bankacılık endeksi öncülüğünde toparlanma dikkat çekti. Gelen tepkilerin oldukça sınırlı işlem hacimleriyle yaşanıyor olması ise hareketlere karşı temkinli olmayı gerektiriyor. Endeksin haftalık kapanışı ilk önemli direnç olarak izlediğimiz 1.423'ün hemen üzerinde 1.430 seviyesinden gerçekleşti. Buranın üzerinde tarihi zirvelerden başlayan ve önceki hafta görülen dip seviyelere kadar olan hareketin düzeltmesinde yüzde 61.8 seviyesinin bulunduğu 1.462 çok daha güçlü bir direnç konumunda olacaktır. Burası geçilemediği ve üzerinde kapanışlar görülmediği sürece yukarı yönlü hareketleri tepki olarak izlemeye devam edeceğiz. Aşağıda ise endeksin yeniden 1.423 seviyesinin altına sarkması yukarı yönlü hareketleri zayıflatabilir. Buranın altında 1.383 çok daha kritik bir destek noktası olacak. Hafta içinde bu seviyenin altına sarkıtması yeniden önceki hafta görülen diplerin test edilmesine neden olabilir. Bu nedenle aşağıda referans olarak izleyeceğimiz seviyede burası olacak.
 

Nisan ayı kritik olacak

 ÖNCEKİ hafta yaşanan türbülansın ardından geçtiğimiz hafta piyasalarımızda dengelenme çabası dikkat çekti. Nisan ayı yeni dengenin nerede kurulacağını göstermesi açısından kritik bir ay olacak. Mart ayı enflasyon rakamı, AB ile ilişkiler, beklenen yeni kabine açıklaması ve TCMB’nin ay ortasında gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısı akla gelen ilk kritik başlıklar. Bununla birlikte günlük 40 bini geçen vaka sayıları alınabilecek ek tedbirler gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Dışarıda ise ABD faizlerinin seyri gelişmekte olan ülkeler için kritik olmaya devam ediyor.

TCMB'DEN SIKI DURUŞ VURGUSU

TCMB Başkanı değişiminin ardından piyasada TCMB’nin yeni dönemde faizlerde hızlı bir indirim sürecine başlayacağı endişesi oluşmuş bu da kurlarda sert yukarı yönlü hareketlere neden olmuştu. TCMB Başkanı Kavcıoğlu göreve geldiği andan itibaren fiyat istikrarı ve sıkı duruş söylemindeki dozu her geçen gün artırdı. Geçtiğimiz hafta TCMB’nin genel kurulunda konuşan Kavcıoğlu, Enflasyon ve enflasyon beklentileri sıkı bir para politikası duruşu gerektiriyor. Politika faizini enflasyon üzerinde bir düzeyde oluşturmaya devam edeceğiz ifadelerini kullandı.

Kavcıoğlu konuşmasının devamında, “İçinde bulunduğumuz dönemde enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler sıkı bir para politikası duruşu gerektiriyor. Parasal duruş, enflasyon gelişmeleri ve enflasyon beklentileri dikkate alınarak dezenflasyon süreci en kısa sürede tesis edecek ve orta vadeli hedeflerimize ulaşıncaya kadar bunun sürekliliğini sağlayacak bir sıkılık düzeyinde belirlenmeye devam edilecek” dedi.

TANSİYON BİR ÖLÇÜDE DÜŞTÜ

Konuşmasında dikkat çeken bir diğer bölüm de TCMB’nin son PPK faiz kararı duyurularında da benzer şekilde yer alan şu ifadeler oldu. “Unutulmamalıdır ki fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikâmesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.” Yapılan bu açıklamalar TL tarafındaki tansiyonun düşmesine neden olarak hafta içinde 8.45’e kadar tırmanan Dolar/TL’nin 8.00 TL civarına gerilemesine neden oldu. Bu gerilemeye karşın hafta kapanışı 8.15’in üzerinde gerçekleşti. Mart ayı enflasyonu ardından ay ortasında gerçekleşecek TCMB toplantısına yönelik beklentiler ve bu süreçte TCMB Başkanı’nın vereceği mesajlar kritik olmaya devam edecektir. Sözlü olarak duymak istediklerini alan piyasalar aksiyon tarafını da görmek isteyebilirler. Bu durum kurlardaki volatilitenin düşmesini geciktirebilir.

VAKA SAYILARI KORKUTUYOR

Vaka sayılarının her geçen gün artması ve 40 bin sınırını da aşması beraberinde endişelerin de artmasına neden oluyor. Hafta içinde gerçekleşen kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salgında çok yüksek riskli ve kırmızı renkle kategorilendirilen illerin 58’e çıktığını, bu illerde sadece pazar günü uygulanan sokağa çıkma sınırlamasının artık cumartesi ve pazar günü olarak süreceğini açıkladı. Lokanta ve kafe gibi işletmelerin renk ayrımı olmaksızın tüm Türkiye’de yüzde 50 kapasite ve belirlenen kurallara uygun şekilde çalışabileceğini duyuran Erdoğan, Ramazan ayında da ülke genelinde hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacağını ifade etti. Alınan bu tedbirler vaka sayılarında yeterli düşüşü sağlayamazsa Ramazan ayı ve sonrası için yeni tedbirler gündeme gelebilir.

ABD'DE YENİ PAKET HEYECANI

ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz hafta ABD ekonomisinde büyümeyi canlandırmak için 2.3 trilyon dolar harcanmasıyla ilgili planı açıkladı. Açıklanan planla, ülkenin altyapısının iyileştirilmesi ve küresel ısınmayla mücadele öngörülüyor. Altyapı ve küresel ısınmayla mücadele çalışmaları için oluşturulacak yeni alanlarda hükümetin milyonlarca istihdam yaratması planlanıyor. Ancak pakete hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar içinden gelen muhalefetler var. Cumhuriyetçiler vergi artışları konusunda Biden’ın planını eleştirirken Demokratlar içerisinden gelen tepkiler ise paketin yeterince büyük olmadığı yönünde. Paketin geçmesinin aylar alabileceği belirtilirken Temsilciler Meclisi’nden paketin geçirilmesi için 4 Temmuz’u son tarih olarak belirlendi.

Bu tarihe kadar paketin gündemde kalacak olması piyasalar için bir beklentinin canlı kalacak olması anlamına gelse de açıklanan bu paketin önceki 1.9 trilyon dolarlık paketin heyecanını yarattığını söylemek zor. Bu nedenle paketin açıklamasının ardından tarihi zirvelerindeki seyrini koruyan ABD endekslerinde yaşanabilecek olası düzeltme hareketlerine karşı dikkatli olunmalı.

4 Nisan 2021 Pazar

Aksa'dan açıklama var!..

 Geçen hafta kulis sayfalarımızda akrilik elyaftaki dolar bazında yüzde 100'e yakın fiyat artışlarını ve iç piyasada üretim yapan sanayicilere mal verilmediğini yazmıştık.

Konunun bir numaralı muhatabı Aksa Akrilik haberimiz üzerine bir açıklama gönderdi. Açıklama bizim haberi teyit ederken, sadece iç piyasaya mal vermeye devam ettiklerini söylüyor. Aksa Akrilik Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Cengiz Taş tarafından yapılan açıklamayı sorumlu gazetecilik gereği size aktarıyoruz:

"Hepimizin takip ettiği üzere, 2020'de Covid-19 etkisiyle petrokimyada uçak yakıtı ürünlerinde ani bir talep düşüşü yaşandı ve rafineriler kapasitelerini yarıya indirdiler. Diğer yandan, maske ve ambalaj sanayiinde kullanılan hammaddelere olan talep ise normalin üzerinde gerçekleşti. Dolayısıyla, petrokimya ürünlerinde arz talep dengesi bir türlü oturamadı. Biz, geçen yılı tedarikçi çeşitliliğimizi artırarak sorunsuz geçirdik. Fakat 2020 üçüncü çeyreğinde, pandeminin endüstriler ve üretim üzerindeki etkisi azaldıkça, talep artmaya ve yetmeyen arz karşısında da fiyatlar yükselmeye başladı. Bunun yanı sıra, Şubat ayında ABD Teksas'ta yaşanan kötü hava koşulları dünyanın en önemli petrokimya tesislerinin mücbir sebep ilan etmesine sebep oldu. Tüm bu koşullar sonucunda, 2020 yaz aylarından bugüne kadar hammaddemiz maalesef üç katından fazla fiyat artışı gösterdi. Hammadde tedarikinde de sıkıntı yaşamaya başladık. Tüm bu gelişmelerle ilgili müşterilerimizi sürekli bilgilendirdik, diğer taraftan da üretimimizi maksimum seviyede tutmaya gayret ettik. Geçtiğimiz yıl, toplam üretimimizin yüzde 66'sını Türkiye pazarına sunarak, yerli üreticilerimizin taleplerini karşıladık. Sektöründe dünya liderliği bayrağını gururla taşıyan Aksa Akrilik olarak yerli üreticiye desteğimiz ve ihracatımızla ülkemize ekonomi ve istihdam alanlarında stratejik katkı sunmaya devam edeceğiz."

Bodrum'a geliyor

 Geçen hafta kulis sayfamızda Louis Vuitton ile ilgili kulis bir bilgi paylaşmıştık. Haberimizde Emaar Square Mall'un Louis Vuitton yaptığı teklifi anlatmıştık.

İstanbul'un son yıllardaki gözde alışveriş merkezlerinden birisi olan Emaar, ünlü markaya "İstanbul'daki tek mağazanız bizde olsun" demişti. Louis Vuitton'un Türkiye'de İstanbul Nişantaşı, İstinyepark, Zorlu Çenter ve Emaar Square Mall'da mağazaları bulunuyor. Marka Türkiye planlarıyla ilgili yeni bir strateji belirlemiş. Artık sadece İstanbul ile sınırlı kalınmayacakmış. Hatta ilk adım da atılmış. Öğrendiğimize göre marka İstanbul dışındaki ilk mağazasını Bodrum Yalıkavak Marina'ya açıyormuş. Bu yaz Bodrum Yalıkavak Marina'da Louis Vuitton mağazasını görürseniz şaşırmayın, ilk haberini biz verelim istedik. Louis Vuitton, turizmin diğer önemli merkezleri için ise aceleci olmayacakmış. Bodrum'un sonuçlarına göre karar verecekmiş...

Bir Sofra da Sen Kur

 Günlük yaklaşık 150 bin kişiye yemek hizmeti sağlayan CRC, pandemi öncesi Ramazan ayında sokaklarda kurulan iftar çadırlarını evlere ulaştırmak amacıyla yeni bir kampanyaya hazırlanıyormuş.

Arkadaşımız idil Taraklı'nın öğrendiğine göre şirket "Bir Sofra Da Sen Kur" isimli kampanya ile ihtiyaç sahibi ve alım gücü olmayan insanların evlerine yemeklerin ulaştırılmasını amaçlıyormuş. Kampanya ile her bağışlanan yemek için CRC aynı miktarda sahur yemeği bağışlayacakmış.

Profesyonel olarak iş hayatına yemek kartı sektöründe saha operasyonunda çalışarak başlayan CRC Yönetim Kurulu Başkanı Onur Ergen halen Gurmemutfak (sıcak servis) ve Gurmepack (soğuk servis) olmak üzere iki markanın sahibi. 2017'den beri modifiye atmosfer paketleme (MAP teknolojisi) sistemiyle ürettiği gıdalara 28 gün raf ömrü boyunca bakteri üremesini önleyip besin değerlerinin korunmasını temin etmiş. Yeditepe üniversitesi'nden de bu çalışmalarının raporlarını alan Ergen, halen tüm Türkiye'de aktif. Avcılar'daki tesislerinde günlük 300 bin paket üretim kapasitesine sahip olan şirket market raflarının ardından online market Banabi'nin raflarına da girmiş. Yemeksepeti'nin Banabi uygulamasında taze yemek kategorisinin olduğu tüm depolarda Gurmepack'in ürünlerine ulaşmak mümkün. Menüsünde kuru fasulyeden et soteye, körili tavuktan tandırına 90'ın üzerinde ürün var. Ürünler dolaplarda duruyor ve müşteri bunları tezgahtan söyler gibi ısmarlayabiliyor. Halen ağırlıklı İstanbul'da olmak üzere 20 şubesi var. 2021 sonuna kadar 100 şubeye ulaşmayı hedefliyormuş. 180 kişiye istihdam sağlıyor. Hedefi 300 kişiyi daha işe almakmış. Franchise da veren şirket yaz sezonunda Göcek, Marmaris, Bodrum, Çeşme gibi birçok lokasyonda olmayı planlıyormuş...

25 Mart 2021 Perşembe

Merkez bankaları da geride kaldı

ABD’DE teşvik paketi, içeride ekonomi reform paketi sonrası en büyük beklentiler haline gelen Fed ve TCMB toplantıları da geride kaldı. Fed’den sürpriz çıkmazken TCMB beklentilerin üzerindeki faiz artışı ile sürpriz yaptı. TCMB’nin bu kararı sonrası TL’nin hızlı bir şekilde değer kazandığı görüldü. Her iki merkez bankasının da kararları geride kaldıktan sonra hisse senedi piyasalarında kar realizasyonları dikkat çekti.

FED ENFLASYON YÜKSELİŞİNİ GEÇİCİ GÖRÜYOR

Fed, beklentiler dahilinde politika faizini yüzde 0-0.25 aralığında sabit bırakırken, faizlerin 2023 sonuna kadar yükseltilmeyeceği öngörüsünde bulundu. Fed yetkililerinin ABD ekonomisine ilişkin ortalama büyüme tahmini 2021 yılı için yüzde 6.5’e yükseldi. Çekirdek enflasyonun yüzde 2’nin de üzerine çıkarak yüzde 2.2’ye yükseleceği öngörüldü. Fed Başkanı Powell, Mart ayı toplantısının ardından yaptığı açıklamada Fed’in gerektiği sürece ekonomiyi desteklemeye devam edeceğini belirtti. Povvell, 10 yıllık Hazine tahvillerindeki yükselişe ilişkin, “Geniş bir yelpazede koşulları inceliyoruz. Farklı endekslere baktığımızda finansal koşullar hayli elverişli. Hedeflerimizi yerine getirene kadar da elverişli olarak kullanacağız “dedi. Fiyatlarda tek seferlik artışların enflasyon üzerinde sadece geçici etki yapmasının büyük olasılık olduğunu belirten Povvell, enflasyonun bir süre yüzde 2’nin üzerine çıkmasına izin verileceğini ifade etti. Enflasyonda yüzde 2’nin üzerine geçici artış faiz artırımı için şartları karşılamayacak diyen Povvell, varlık alımlarını azaltmayı konuşmaya başlama zamanının da gelmediğini vurguladı. Bu toplantı bir kez daha Fed’in yakın bir dönemde sıkılaşmaya dair mesaj vermeyeceği algısını kuvvetlendirdi.

HAFTANIN SÜRPRİZİ TCMB'DEN

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen toplantıda TCMB politika faizini 100 baz puanlık beklentilerin üzerinde 200 baz puan arttırarak yüzde 19.0’a çekti. Kararın gerekçesinde küresel finansal piyasalardaki dalgalanma öne çıktı. TCMB kararın gerekçesini, yükselen küresel enflasyon beklentilerine bağlı olarak gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizlikler ve küresel finansal piyasalardaki dalgalanma olarak açıklarken, son dönemdeki kredi talebindeki canlanmaya da dikkat çekti. TCMB parasal sıklaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkilerinin daha belirgin hale geleceği beklentisi korumakla birlikte, son dönemde kredi büyümesindeki yükseliş eğilimi ile ithal maliyetlerdeki artışın, talep ve maliyet unsurlarında öngörülen kademeli iyileşmeyi geciktirdiğini belirtiyor. Karar metninde gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacağı belirtilse de çok sürpriz makro değişiklikler olmazsa bundan sonraki toplantılarda bir süre faizlerin sabit tutulması eğiliminde olunacaktır. TCMB, iç talep koşulları, döviz kuru başta olmak üzere birikimli maliyet etkileri, uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler gibi risk faktörlerini öne çıkararak, söz konusu gelişmelerin enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler nedeniyle, “önden yüklemeli” ve güçlü bir ilave parasal sıkılaştırma yapılmasına karar verildiğini belirtiyor.

Buradaki önden yüklemeli ifadesini de gelecek toplantıda faizlerde değişiklik olmayacağının mesajı olarak yorumlamak mümkün. Mart ve nisan ayı yıllık enflasyonun yükselmesinin beklendiği aylar olarak karşımıza çıkıyor. Nisan ayında enflasyonun nerde zirve yapacağı da TCMB’nin faiz kararında etkili olacaktır. TL’de yeni bir değer kaybı döngüsü yaşanmayacak olur ise mayıs ayından itibaren enflasyonda trendin aşağıya dönmesi muhtemel görünüyor. Bu çerçevede çoğunluğu son çeyrekte olmak üzere TCMB’nin yılın ikinci yarısında kademeli olarak faizleri 300-400 puan civarında aşağıya çekmesi mümkün olacaktır. Bu beklenti ikinci yarıdan itibaren faiz hassasiyeti yüksek olan sektör ve şirketlerde potansiyel oluşturabilir. Ancak öncesinde bahsettiğimiz gibi birkaç ay daha enflasyondaki yükseliş eğilimi takip edilmeli.

AVRUPA'DA DESTEKLERE DEVAM

Avrupa Merkez Bankası Başkanı C. Lagarde, ekonomik görünümün salgınının başlarına göre daha iyi olduğunu ve

2021    yılında iyileşme beklediklerini açıkladı, ancak görünümde belirsizliklerin halen devam ettiğini belirtti. Aşağı yönlü risklere işaret eden Lagarde, bunların virüs mutasyonları ve devam eden ekonomik ve mali sorunlardan kaynaklandığını ifade etti. Enflasyondan konusunda ise 2021 yılında tüketici fiyatlarının dalgalı olmasını beklediğini söyledi. Lagarde, büyüme tahminlerini ise 2021 yılı için yüzde 1.5,2022 yılı için yüzde 1.2 ve 2023 yılı için yüzde 1.4 olarak açıkladı. Pandemi Acil Alım Programı’nın (PEPP) yılın ilk aylarından daha hızlı yürütüleceğini açıklayan Lagarde, alınan tedbirlerin krizden toparlanmayı destekleme konusunda ana etmen olduğunu ve Euro Bölgesi’nde elverişli finansal koşullar oluşturacağını ifade etti.

ABD - RUSYA GERİLİMİ YİNE ARTTI

ABD Başkanı Biden kendisine yöneltilen bir soru üzerine Putin’in katil olduğu görüşüne katıldığını ifade etti ve Putin’in, 2020 ABD Başkanlık Seçimlerinde Donald Trump’ın kazanmasına yönelik müdahaleleri nedeniyle “bedel ödeyeceğini” söyledi. Bedelin ne olacağı sorusuna ise “yakında göreceksiniz” yanıtını verdi. Bu açıklamalar sonrası Rus varlıklarında sert kayıplar yaşanırken, Rusya’dan sonra en sert etkilenen varlıklardan biri de TL varlıklar oldu. Putin ise Biden’ın kendi özelliklerini başkalarına yansıttığı şeklinde karşılık vererek, ABD’nin sömürgecilik tarihini hatırlattı ve düşmana karşı nükleer silah kullanan tek ülke olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Biden’ın Putin için ‘katil’ ifadesi kullanmasına “Sayın Biden’ın Putin’le ilgili ifadeleri bir devlet başkanına yakışmayan bir ifadedir ve bir devlet başkanının Rusya gibi bir devlet başkanına böyle bir ifadeyi kullanması kabul edilebilir bir ifade değildir” açıklamasında bulundu.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER ÖN PLANDA

Gerek ABD ile Rusya arasındaki gerekse ABD ile Çin arasındaki ilişkilerdeki gergin tablo küresel piyasalar için risk oluşturmaya başladı. Biden’ın görevi devralmasının ardından yaptığı en sert açıklama Putin’e yönelik söylemleri oldu. Bu sertlik dış politikada izleyeceği yolun da kısmen habercisi. ABD ile Rusya arasındaki ilişkilerin gerilmesi son dönemde S400’ler başta olmak üzere Rusya ile ilişkileri geliştiren Türkiye için de risk oluşturuyor. Bu nedenle başta da ifade ettiğimiz gibi Biden’ın açıklamalarından en fazla etkilenen piyasalardan biri de TL varlıklar oldu, ilerleyen günlerde bu konudaki gelişmeler bizim de yakın takibimizde olacak. Diğer taraftan bu hafta sonu gerçekleşecek AB Liderler Zirvesi öncesinde AB’den olumlu bir haber geldi. Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini gerekçe göstererek iki TPAO yetkilisine yönelik kısıtlayıcı tedbir içeren listenin genişletilmesi planını Ankara’nın yapıcı tavrı nedeniyle dondurduğu bildirildi. Böylece AB’den Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırım beklentisi de rafa kalkmış oldu.