Borsa İstanbul’da bu hafta yukarı yönlü hareket sektörel bazda ayrışmalarla devam etti. Demir çelik sektöründeki olumlu hava ile holding ve bankacılık sektörleri endekslere en büyük katkıyı sağladı. BIST-100 Endeksi haftanın son üç gününde gerek gün içi gerekse kapanış bazlı zirvelerini yenileyerek haftayı rekorlarla tamamladı. BIST-100 Endeksi haftanın son günü en yüksek 1.371 seviyesini görerek zirveden kapanış gerçekleştirdi. Rekorların yenilenmesine karşın geçtiğimiz hafta da bahsettiğimiz gibi göstergelerin bu yükselişe eşlik etmekte zorlandığını görüyoruz. Aynı zamanda zirveler oluşurken bunun genele yayılmaması, hareketin hisse ve sektörel hareketlere bağımlı gerçekleşmesi de yükselişlere temkinli yaklaşmamıza neden oluyor. Endekste geçtiğimiz hafta yaşanan yükselişle birlikte mart ayından beri devam eden yükselen kanalın üst bandı daha kritik hale geldi. Bu kanalın üst bandı bu hafta itibariyle 1.390’h rakamlarda bulunuyor ve bu bölgeye yakın yerlerden yeni maliyetlenmenin riskli olacağını değerlendiriyoruz. Endekste aşağıda ise ilk güçlü destek bölgesi 1.350-1.340 aralığında. Buranın altında ise 1.320-1.315 aralığı bir diğer destek bölgesi konumunda. Endekste bu desteklerin kırılması yükseliş hareketinin zayıflaması olarak değerlendirilebilir ve bundan sonraki süreçte görülen eski zirveler geçilmeden yükselişlere temkinli yaklaşmak faydalı olabilir.
14 Mart 2021 Pazar
BIST-100 zorlanarak da olsa rekor kırıyor
Biden'ın tavrı önemli
AVRUPA Birliği Liderler Zirvesi'nde liderler Türkiye'ye yönelik geniş ekonomik yaptırımlardan kaçındı. Liderler Yunanistan’ın, Avrupalı kurumlardan Türk şirketlere finansman yasağı gibi daha sert önlem teklifi de karşılık bulmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan zirveden çıkan ölçülü yaptırım kararları üzerine "Doğu Akdeniz'deki gelişmeler, bizim bütün bunlar karşısındaki olumlu tavırlarımız, bunların beklediklerini boşa çıkardı. Avrupa Birliği üyesi ülkeler içerisinde aklıselim sahibi ülkeler burada olumlu tavırlar ortaya koyarak, bu oyunu boşa çıkardılar. Mart zirvesinde bu işin orada müzakeresi gibi bir beklenti var, oradan da herhangi bir şey çıkması mümkün değil çünkü Türkiye haklı.” ifadelerini kullandı. Böylece AB’den yaptırım gelebileceği beklentisi en azından mart ayma kadar ötelenmiş oldu. Bu durum piyasalar üzerindeki bir yükün hafiflemesini sağladı.
TRUMP NE YAPACAK?
Diğer taraftan hafta içinde ABD'de Temsilciler Meclisi Türkiye'ye yaptırım öngören savunma yasasını onayladı. Tasarının normal şartlarda bu hafta içinde Senato’da oylanması beklenirken, buradan da Temsilciler Meclisi’nde olduğu gibi üçte ikiden fazla çoğunlukla geçmesi durumunda Trump’ın veto hakkı bulunmuyor. Bununla birlikte hafta sonuna girerken ABD’de çeşitli kaynaklara dayandırılan haberlerde Trump’ın tasarıyı çok kısa süre içinde onaylayabileceği beklentisi mevcuttu. ABD'de Temsilciler Meclisi Türkiye'ye yaptırım öngören savunma yasasını onaylamasına ilişkin ise Cumhurbaşkanı Erdoğan silah alımlarıyla alakalı konularda atılan adımları, ifadeleri şık bulmadıklarını belirtti. îkili ilişkilere yönelik Biden’ın görevi üstlendikten sonra oturup bazı şeylerin daha net konuşulacağını ifade etti. Trump’ın yasayı onaylamasının göreve gelecek yeni Başkan Biden ile Türkiye arasındaki ilişkileri daha karmaşık hale getirebileceği ve Avrupa Birliği’ni mart ayında yaptırım kararı alama konusunda cesaretlendirebileceği endişesi mevcut. Bu nedenle olası yaptırımların içeriği ve Biden’m bu konuda yapacağı açıklamalar yılın sonuna girerken TL varlıklar üzerinde baskı unsuru olarak izlenmeye devam edebilir. Bu baskıyı ilk hissettiğimiz alanlardan biri Türkiye’nin CDS primleri oldu. Ekonomi yönetimindeki değişim ve ekonomi politikalarındaki normalleşme Türkiye’nin CDS primlerinde hızlı gerilemeye neden olmuş bu süreçte önceki hafta risk primi 354 seviyesine kadar gerilemişti. Geçtiğimiz hafta ise Türkiye'nin beş yıllık CDS primi 400 puan civarına geri döndü.
DESTEK AÇIKLAMALARI DEVAM EDİYOR
Avrupa Merkez Bankası, geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirilen toplantısında faizlerde bir değişikliğe gitmezken beklentilere paralel bir şekilde acil tahvil alım programını 500 milyar euro artırdı. Bu artış sonrası varlık programı 1.85 trilyon euro’ya yükseldi. Ayrıca pandemi alım programının süresi 2022 Mart sonuna uzatıldı. Kararların ardından ECB Başkanı Lagarde, salgında ikinci dalganın derinliğinin beklentilerin üzerinde olduğunu belirterek, dördüncü çeyrekte büyük olasılıkla daralmanın devam edeceğini vurguladı. Ayrıca ECB’nin gerektiği takdirde alım programı takvimini yeniden değerlendirebileceğini risklerin aşağı yönlü olmaya devam edeceğini ifade etti.
Bu hafta da Fed’den paralel açıklamalar görmemiz muhtemel. ABD tarafında Fed ile birlikte yılan hikayesine dönen teşvik paketi görüşmeleri de takip ediliyor. Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörlerin hem geniş çaplı mali harcama paketi hem de Covid-19 desteği konusunda anlaşamamasının ardından cuma gününe denk gelen son tarih bir kez daha ertelendi. Bu hafta Fed ile birlikte teşvik paketinin de akıbeti takip edilecek. Türkiye tarafında ise BDDK, koronavirüs salgını dolayısıyla bankalara destek olmak için getirdiği düzenlemelerin tarihlerini uzatma kararı aldı. Bazı uygulamaların geçerlilik tarihi 31 Aralık 2020'den 30 Haziran 2021'e uzatıldı. Düzenlemeye göre 30 Haziran 2021'e kadar kredi ödemelerindeki gecikmelere esneklik tanınarak, gecikmeye giren krediler takip hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenilmeye devam edilecek.
TEK ÇARE AŞI
Bir yanda vaka sayılarındaki artış diğer yanda hükümetlerin ve ekonomik kuruluşların ekonomileri ayakta tutma çalışmaları devam ederken, İngiltere'de belirlenen ilk gruplara Pfizer/ BioNTech tarafından geliştirilen koronavirüs aşısı geçtiğimiz hafta yapılmaya başladı. Bu adım Batı toplumu için bir ilk oldu ve aşılamanın genele yayılması konusunda umut oldu. ABD başkanlığına seçilen Joe Biden da göreve başladıktan sonra 100 gün içinde Amerikan halkına en az 100 milyon doz aşı sözü vererek bu konudaki umutları artırdı. Türkiye tarafında da bu hafta aşılama ile ilgili süreç takip edilecek. ABD tarafında ise ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA’ın Danışma Komitesi, Pfizer/ Biontech aşısına acil kullanım izni verilmesini tavsiye etti. FDA onayının önümüzdeki günlerde gelmesi bekleniyor. Bu onayın gelmesi de stresin hafiflemesinde etkili olabilir. Aşılamanın istenilen sonuçları getireceğine yönelik beklentilerle güçlü kalmaya çalışan piyasalar için aksi yönde bir açıklama çok sert tepkiler getirebilir.
YERLİ TALEBİ HIZ KESMEDİ
Merkez Bankası tarafından açıklanan 4 Aralık haftasına ait haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri bir haftada 2 milyar 452 milyon dolar artış gösterdi ve 46 milyar 394 milyon dolara yükseldi. Söz konusu dönemde altın rezervleri, 43 milyon dolar azalışla 40 milyar 299 milyon dolardan 40 milyar 256 milyon dolara geriledi. Böylece TCMB’nin toplam rezervi 2 milyar 452 milyon dolar artarak 86 milyar 650 milyona yükselmiş oldu. Son haftalarda uluslararası yatırımcıların TL varlıklara ilgisi devam ederken yerli yatırımcının bunun aksine döviz cinsi ürünlere talep oluşturduğu görülüyor. Bu durum TL için risk oluşturmaya devam ediyor. Olası bir yabancı ilgisizliğinin neden olabileceği kur yükselişleri yerli yatırımcının bir kez daha haklı çıkmasına ve gelecekte TL’deki değer kazanımlarına daha kuşkulu bakılmasına neden olabilir. Bu nedenle döviz talebini azaltacak hamlelerin devamı gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, "Gelecek sene yabancı para cinsinden iç borcun payını azaltıp iç borç çevirme oranını yüzde 120 olarak gerçekleştirmeyi öngörüyoruz" açıklamasında bulundu. Bakan Elvan, ayrıca bankacılık sektörünün şu an itibarıyla döviz pozisyon açığı olmadığını hatta 3.3 milyar dolar artıda olduklarını ifade etti.
AdColony'den ayrıldı, oyuna yatırım yapacak
AdColony, dünyanın en büyük bağımsız mobil reklam platformu. 2 milyara yakın kullanıcı erişimi ile dünyanın en büyük mobil reklam platformları arasında yer alıyor.
Türkiye'ye ise 2015'te volkan Biçer'in kurduğu Mobilike'i satın alarak girdi.
2017'den itibaren de Türkiye'de etkin olmaya başladı. Biçer ve ekibi satın alma sonrasında şirkette kaldı. AdColony, Biçer kaptanlığında başarıdan başarıya koştu. Hatta ekibin başarısı nedeniyle 14 ülke Türkiye'ye bağlandı.
Duyduğumuza göre önemli işlere ve girişimlere imza atan Biçer, AdColony ile yollarını ayırmış. Yine yeni bir girişimcilik hikayesi yazmak için kolları sıvamış. Aralık başında Ludus Venturo (Ludus Danışmanlık A.ş.) ismiyle yeni bir şirket kuruluşu yapmış. Şirkette AdColony'de birlikte oldukları Yunus Emre Gönül ve Mehmet Ayan da ortak görünüyor. Biçer oyun sektörüne yabancı değil. Bir süre önce dünyaca ünlü oyun geliştiricisi Zynga'ya 168 milyon dolara satılan Rollic'te hissesi bulunuyordu. Öğrendiğimize göre, Biçer ve arkadaşları yine oyun sektörüne yatırım yapacaklarmış. Oyuna ve teknolojiye 30 milyon dolarlık bir yatırım bütçesi ayırmışlar. Şirket merkezi olarak Etiler belirlenmiş. Ofis olarak bir villa satın alınmış ve düzenlenmeye başlamış. Bu ay sonuna kadar faaliyete fiilen başlayacaklarmış.
Bu arada Ludus'un anlamının 'gladyatör arenası' olduğunu da belirtelim. Biçer ve arkadaşlarına gladyatör karakterinin yoğunlukla kullanıldığı oyun sektöründe başarılar dileriz...
Bahariye'de derin sessizlik
Pandemi nedeniyle bilindiği üzere pek çok sektör zarara uğradı. Bu sektörlerden biri de hazır giyim ve tekstil oldu. Mağazalarda eskisi doluluk yok. İnsanlar online alışveriş üzerinden ihtiyaçlarını gidermeye başladı.
Hal böyle olunca zincirleşmiş markalar, fiziki dükkanlardan ziyade depolama yöntemi ile satış yapmaya başladı.
Bizim dikkatimizi çeken konu, İstanbul Anadolu Yakası'nda bulunan ve Kadıköy'ün en işlek caddelerinden biri olan Bahariye Caddesi ile ilgili.
Eskiden cıvıl cıvıl olan ve çoğu markayı bulabileceğimiz caddede şimdilerde tabiri caizse in cin top oynuyor. Bir dönem cadde, pandemiden çok önce, Mango markasının üç katlı mağazasını kapatmasıyla dikkatimizi çekmişti. Sonrası bu türden değişimlerin ardı arkası kesilmedi ve giyim mağazaları yerini kafe ve tatlıcılara bıraktı. Şimdilerde yine Bahariye'ye yolumuz düştü ve gördük ki, ünlü markaların çoğu, artık burada hizmet vermiyor.
Arkadaşımız Ayşegül Küçükkurt Zor'un öğrendiğine göre, Koton'un üç katlı mağazasının bulunduğu bina boş.
Caddede iki tane mağazası olan Mavi Jeans'in ilk şubesi de öyle. Caddede küçük çaplı çoğu dükkanda hizmet verilmiyor. Anlaşılan o ki, pandemi nedeniyle kurumsal firmalar ya küçülmeye gidiyor ya da satışı az olan mağazalarını kapatıyor. Umudumuz pandemi sonrası. Umarız cadde tekrar eski günlerine geri döner...
İş dünyasının beklentileri olumlu
PANDEMİYE rağmen 2020 üçüncü çeyreğinde yüzde 6.7 büyüyerek dünyanın en iyi ekonomik büyüme performansını gösteren ülkesi olan Türkiye, bu performansı son çeyrekte de sürdürecek mi? 2021’e büyük umutlarla girdiğimiz bugünlerde bu sorunun yanıtı merak edilirken, ekim ve kasım ayında sanayiye ilişkin veriler ve ihracat rakamları, son çeyrekte de sürpriz bir büyüme performansının olabileceğinin ipuçlarını veriyor. 2020’nin son çeyreğine ekonominin iyi bir giriş yaptığını ilk olarak Ekim ayı sanayi üretim verileri ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜÎK) Aralık ortasında açıkladığı, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ekim’de 2019’un aynı ayma kıyasla yüzde 10.2 arttı. İmalat sanayi ise bu büyümeye yüzde 11 katkıda bulundu. Bu rakamlar beklentilerin üstündeydi. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı, Ekim'de yüzde 75.4, Kasım’da ise yüzde 75.8 seviyesine yükseldi. Cumhuriyet tarihinin en yüksek aylık ihracat rakamına ulaşılan Ekim ihracatı 17.3 milyar dolar oldu. Son olarak geçen hafta 2020’de 169.5 milyar dolarlık ihracat yapıldığının açıklanması ve Aralık’ta 17 milyar 844 milyon dolar ile rekor kırılması, son çeyrekteki güzel gelişmelerin diğer habercileri oldu. Dünya Bankası daha önce 2020'de yüzde 3.8 küçüleceğini tahmin ettiği Türkiye ekonomisinin 2020’de yüzde 0.5 büyüyeceğini öngördü. Son çeyrekte sanayiyi hangi sektörlerin sürüklediğini araştırdık...
SON ÇEYREK SONUÇLARI İYİ
Pandemi nedeniyle yılın ikinci çeyreğinde daralan, üçüncü çeyrekte ise güçlü bir toparlanma sergileyen sanayi üretimi, son çeyreğe de olumlu bir başlangıç yaptı. TÜİK verilerine göre, Ekim’de sanayi üretimine imalat sanayi yüzde 11 artışla katkı yaptı. İmalat sanayi altında yer alan 24 alt sektörden 20’sin-de üretim, 2019’un aynı ayına göre artış gösterirken, 16 sektörde çift haneli üretim artışlarının olması önemliydi. Ekim’de yıllık bazda en güçlü üretim artışı kaydeden sektörler yüzde 26.1 ile temel eczacılık ürünleri, yüzde 23.8 ile mobilya imalatı, yüzde 23.6 ile ağaç ürünleri ve yüzde 21.7 ile elektrikli teçhizat imalatı oldu. Sektör temsilcileri,
Ekim verilerinin son çeyrekteki gelişmeleri yansıttığını düşünüyor. Eczacılık, tekstil, mobilya dışı orman ürünleri gibi alanlarda pan-demi nedeniyle direkt talep artışı olduğunu söyleyen sektör temsilcileri, otomotiv, dayanıklı tüketim, plastik gibi sektörlerde Avrupa’daki talep artışına bağlı olarak üretim artışlarının yaşandığını kaydediyorlar.
"KEŞKE TAKSİT SINIRLANMASAYDI"
Pandemiye rağmen büyümesini sürdüren sektörlerin başında mobilya geliyor. Yasaklar nedeniyle daha fazla evde zaman geçiren ve yaşam mekanlarını ev ofis ihtiyaçlarına göre yenileyen birçok tüketici, satışları tetiklerken, Temmuz’da düğün ve nikah salonlarının açılması, konut faiz oranlarının yüzde l’in altına inmesiyle birlikte özellikle yaz aylarında sektör hareketli günler geçirdi. 2020’de 60 milyar dolarlık iç satış hacmini koruduğu tahmin edilen sektör, ihracatını da bir önceki yıla göre 500 milyon dolar artırarak 4 milyar dolara çıkardı. TÜİK verilerine göre Ekim’de üretimini yüzde 23.8 artıran sektör, yılın son çeyreğine de hızlı girdi. Ancak BDDK’nın Aralık ayının ikinci yarısından itibaren mobilya alışverişinde kredi kartına taksit sayısının 18 aydan 12 aya indirmesi sektörün moralini biraz bozduğu-da eklemek gerek.
Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) Başkanı Mustafa Balcı, “Pandemi döne-| minde insanlar hem hijyenik f koşullar nedeniyle hem de evde daha çok vakit geçirdikleri için koltuk, mobilya ve yatak gibi I eski eşyaları değiştir- ' mek istiyorlar. Haziran’da mobilya alışverişlerinde taksit sayısının 12 aydan 18’e çıkartılması o dönem pandemi ile mücadele eden perakendeci ve alım gücü düşen vatandaş için büyük katkı olmuştu. 2020’ye başlarken yurtiçinde 60 milyar TL’lik bir satış hedefi olan sektörümüz, seneye KDV indirimi müjdesiyle girmişti. Yaz sezonunda hükümetimiz düğün alışverişlerini desteklemek ve sanayimizde çarkların devam etmesi için çeşitli kredi destek paketleri hazırlamıştı. Bu gelişmelerin ışığında yılı geçirirken Aralık ayında taksit sayılarının düşürülmesi tüketicinin elini kolunu bağladı” diyor.
"SİPARİŞLERE YETİŞMEYE ÇALIŞIYORUZ"
Kişiye özel mobilya üretimi yapan Art Desing’in Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Terzi, 2021’in ilk çeyreğine sarkan siparişlerini yetiştirmek için yoğun bir çalışma içinde olduklarını söylüyor. Terzi, “2019’da ihracata yaptığımız yatırımlar meyvelerini verdi ve 150 milyon TL ciro gerçekleştirdik. 140 kişiyi istihdam ediyoruz. Katma değerli, zanaatkar yönü yüksek ve tasarım odaklı mobilyalar üretiyoruz. Yıl içerisinde İstanbul Kalamış’ta yeni mağazamızı açarak, mağaza sayımızı üçe çıkardık. Pandemi döneminde ücretsiz olarak iç mimarlarımız görüntülü olarak müşterilerimize tasarımlar konusunda hizmet verdi. Yıl içerisinde yoğun bir talebe karşılık verdik. Halen 2021’in ilk çeyreği sonuna kadar yetiştirmemiz gereken siparişlerimiz var” diye konuşuyor.
ŞİFALI BİTKİLERE TALEP YÜKSEK
Mobilya hariç ağaç ve orman ürünlerindeki artış da dikkat çekici, özellikle orman tali ürünleri denilen kekik, defne gibi bitkilere yurtiçi ve dışındaki talep artışı pandemi döneminde yüzde 20’leri aştı. Geçen yılsonu itibariyle ihracat 404 milyon dolar oldu. Ege Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı ve Defne Dış Ticaret Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Tarakçıoğlu, “Pandemiyle orman ürünlerine talep ivme kazandı. Son çeyrekle iyi bir yıl kapanışı yaşadık. Yurtdışında da talep artıyor. Zaten son çeyrek her yıl iyi geçer. Temmuz-Ağustos hasat aylarıdır. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık’ın 10’una kadar ihracat artardı. 2020’de yılsonuna kadar artış sürdü. \ vS Kekik, lokomotif ürünümüz r)'4 ama defne ve kekik yağına da T t talep yüksek. Üretici memnun, emeğinin karşılığını alı- ^ yor. 2019’a göre son çeyrekte yüzde 20-25 artış yaşandı” diye bilgi veriyor. îç piyasada da tıbbi ve aromatik bitkilere talep olduğunu ancak kaliteli ürün konusunda sıkıntı yaşandığını söyleyen Tarakçıoğlu, artan talebe bağlı olarak üretim alanlarının artırılması gerektiğini vurguluyor.
TAM KAPASİTE ÇALIŞTILAR
Otomotiv sektörü üçüncü ve dördüncü çeyrekte kayıplarını telafi etmek için tam kapasite çalıştı. Ekim ayı sanayi üretim rakamları motorlu taşıtlar ve treyler üretiminde yüzde 18.4 artışı gösterdi. Bu da sektör için son çeyrekteki yüksek iş hacminin habercisi. Otomotiv Sanayicileri Demeği (OSD) verilerine göre, otomotiv sektöründe pazar, 2020 Ocak-Ekim döneminde, 2019’un aynı dönemine göre yüzde 78’leri bulan bir ^ artışa işaret ederken, üretim artışı Ekim’de yüzde 14 oldu.
Türkiye’de üretimin yüzde 70’i ihraç edilirken, otomotiv sektörü ihracatı Ekim ve Kasım’da azalsa da Aralık rakamları daha iyi ı geldi. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Aralık’ta bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla 2.5 milyar dolar tutarında ihracat yaptı. OÎB'nin 2020 ihracatı 22.6 milyar dolar oldu. Otomotiv İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Burhanoğlu, sektörün yılı planladığı gibi kapattığını söylüyor. Son çeyreğin üretimde daha iyi olduğunu belirten Burhanoğlu, “Son çeyrekte yüzde 100 kapasiteyle çalıştık. Pandemiye rağmen üretimde yüzde 12-13 artış bekliyoruz” diyor.
YAKINLIK AVANTAJI
Tekstil ve hazır giyim sektörü de son çeyrekte, üçüncü çeyrekteki performansını sürdürdü. Özellikle Ekim’de tekstildeki yüzde 11.9, hazır giyimdeki yüzde 4.5’luk üretimdeki artış, durgunluktan sonra gelen hareketli günlerin yaşandığını gösteriyor. Maske, tulum gibi koruyucu ürünlerin kumaş üretimi ve dikimi her iki sektör için de can suyu olurken son aylarda dünya alimini daha da artırdı.
Ege Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği Başkanı Jak Es-kinazi, “Pandeminin ilk başlarında yaşanan durgunluğun ardından son aylardaki üretim ve ihracat artışı memnuniyet verici. Bunun 2021’de de devam edeceğini düşünüyorum” diyor, önümüzdeki süreçteki beklentilerini ise Eskinazi şöyle açıklıyor: “Avrupa’da pandemi nedeniyle ikinci kapanma dönemi yaşanıyor. 2020 son çeyreğinde hareketli geçen günlerin ardından bu hayal kırıklığı yarattı. Aralık ayının son haftalarından itibaren olumsuz etkileri hissettik. Bu kapanma döneminin sona ermesiyle, pazara yakın olmanın avantajlarım ülke olarak göreceğimizi düşünüyorum. Mağazalar kapansa bile online satışlarda sıkıntı yok. İngiltere’de yılbaşından sonra kapanma oldu ama mal göndermede sorun yok. Aşı ile ilgili haberlerin insanlar üzerinde olumlu psikolojik etkileri görüldü. Çin bizim rakibimiz ama talebin yakınlık, esneklik gibi avantajlarımız nedeniyle bize kayacağını düşünüyorum.”
Bodrum'da Swissotel rüzgarı
SON yıllarda büyük şehirlerden bunalan kesimin öncelikli yatırım rotası olan Bodrum’da gayrimenkul sektörü hız kesmiyor. Pandemiyle birlikte Bodrum’un yıldızı daha da parlarken, bölgedeki hareketliliğin önümüzdeki dönemde daha da artması bekleniyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çağdaş Holding îcra Kurulu Üyesi Dağlarca Çağlar, Bodrum’un bir ‘yaz ayı destinasyonu’ndan çıkıp,
12 ay yaşanabilen bir cazibe merkezine dönüştüğünü ifade ederek, “Son birkaç yılda özellikle büyük şehirlerin stresinden, nüfus ve yapı yoğunluğundan uzaklaşmak isteyen çok sayıda kişi, Bodrum’da yeni, konforlu bir hayat kurmanın hesaplarını yapıyor. Sağlık hizmetleri, okullar, havalimanı, sosyal yaşam, iş olanakları gibi konuları alt alta koyduğunuzda Bodrum sadece Türkiye’de değil tüm Akdeniz çanağındaki en gözde yerleşim alanlarından biri olarak öne çıkıyor” dedi.
DOĞRU LOKASYONDA KALİTELİ YAPILAR
Bodrum’daki gayrimenkul yatırımlarında lokasyon seçimi, inşaat kalitesi, müteahhit firmanın güvenilirliği, deprem güvenliği, satış sonrası hizmetlerin kalitesi gibi konuların çok önemli olduğunu vurgulayan Çağlar, “Çağdaş Holding olarak tüm süreçlerimizde bu kriterlere büyük önem veriyoruz. Doğru lokasyonda hayata geçirdiğimiz projelerde kaliteyi ve güveni her zaman ön plana koyuyoruz” diye konuştu.
BODRUM'U 12 AY YAŞATACAK PROJE
Bodrum’un merkezinde hayata geçirdikleri ikinci Swissotel markalı projeleri olan Svvissotel Residences Bodrum Hill projesini de bu kriterler ışığında geliştirdiklerini sözlerine ekleyen Çağlar, “Svvissotel Residences Bodrum Hill, Bodrum girişinde, Yokuşbaşı mevkiinde hayata geçirdiğimiz bir proje. Bir yandan doğa ve yeşilin içinde bir yaşam alanı tasarlarken, bir yandan da şehir merkezindeki konumuyla Bodrum’u 12 ay yaşamak isteyenlere çok farklı bir alternatif sunmak istedik. 32 dönümlük bir arazi üzerinde hayata geçiriyoruz projeyi. Otel bünyesinde 124 otel odası yer alacak. Bunun dışında, 55 rezidans ünitemiz farklı ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla 90-558 metrekare aralığında daire, dubleks ve villalar şeklinde planlandı. İnşaat çalışmalarını etaplar halinde gerçekleştiriyoruz. İlk etapta yaşam başladı, ikinci ve son etap çalışmalarında da hızla ilerliyoruz. Otel bölümünün ise 2021 yılında hizmete açılmasını planlanıyoruz. İnsan-doğa bağlantısı bu projede en fazla değer verdiğimiz unsurlardan biri. Projenin şehrin hemen girişinde olduğunu düşündüğümüzde de bir yandan insanlara yürüyerek şehre inebilme imkânı sunarken, bir yanda da onların doğayla iç içe bir yaşam sürmelerine olanak sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Salgınla mücadele koşulları zorlaşabilir
İNGİLTERE’DE görülen mutasyon sonrası Avrupa Birliği ülkeleri içinde virüsün yayılma hızı artıyor.
ABD tarafında da vaka ve ölüm sayılarında her geçen gün yeni bir rekor görülüyor. Ingiltere ve Almanya başta olmak üzere önlemler bölgenin geneline yayılmaya devam ederken, ABD’de ayın 20’sinde görevi devralacak Biden’ın salgınla ilgili alacağı önlemler izlenecek. Geçtiğimiz hafta Almanya Başbakanı Angela Merkel yetkililerin hızla yayılan virüsü kontrol altına alamaması halinde sert karantina önlemlerinin Mart ayı sonuna kadar devam edebileceğini söyledi. Merkel video konferans yoluyla yaptığı açıklamada koronavirüs mutasyonunun hızla yayılmasıyla önlemlerin de sıkılaşacağını belirtti.
Şu an yürürlükte olan tedbirlerin ay sonuna kadar sürmesi, sonrasında da uzatılması bekleniyor. AB ülkeleri geçen ay sonunda aşı programına başladı ancak yetkililer, aşının etkisini göstermesinin aylar alabileceğini ifade ediyor. Avrupa tarafında artan önlemler Türkiye’nin ihracat performansında zayıflamalara neden olabilir. Avrupa ve ABD ekonomilerinin ölçeği göz önünde bulundurulduğunda buralardaki tedbirlerin süresinin ve şiddetinin artıyor olması da küresel ekonomide yeni bir yavaşlama dalgası başlatabilir.
Bu durum birçok sektörü ve dolayısıyla da hisse senetleri piyasalarını baskılayarak, güvenli liman talebini yeniden artırabilir.
ABD'DE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
ABD Temsilciler Meclisindeki Demokratlar, geçtiğimiz hafta Kongre baskını dolayısıyla görevden alınmasını istedikleri Başkan Trump’a karşı azil maddesini içeren tasarıyı Meclise sundu. Tasarıda “görevi kötüye kullanmak” başlığı altında Trump’a, kongre baskını dolayısıyla “ABD hükümetine karşı kasten şiddete teşvik” suçlaması yöneltildi. ABD Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Başkan Trump’ın isyana teşvik ile suçlandığı azil maddesi kabul edildi. Senato, 20 Ocak’tan sonraki bir tarihte Trump’ın yargılamasını gerçekleştirecek ve suçlu olup olmadığına karar verecek. Trump’ı görevden alması için Kongre’den sık sık çağrı alan Pençe görevden alınmasına yönelik herhangi bir adım atmayacağını açıkladı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Trump’ın, Biden’ın 20 Ocak’taki göreve başlama töreni için gerekli hazırlıkların yapılması için bir “acil durum” ilan ettiği belirtildi.
20 Ocak’ta başkanlığın devri ile ABD’de yeni bir dönem resmen başlayacak. Biden’ın göreve geldikten sonra Ortadoğu ve Türkiye politikasına yönelik mesajları bizim için öncelikli konu olmaya devam edecek. Görevi devralacak olan Biden, salgınla mücadeleyi hızlandırmak ve ekonomiyi canlandırmak için önerdiği 1.9 trilyon dolarlık kurtarma paketini de açıkladı. 400 milyar doların doğrudan salgınla mücadeleye ve aşı dağıtımına ayrılacağı kurtarma paketinde, eyalet ve yerel yönetimlere de bütçe açığını kapatmaları için 350 milyar dolar ayrılacak. Fed’in gevşek para politikasının yanında maiye politikasının da gevşek seyri orta vade için piyasaları desteklemeye devam ediyor.
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNDE YENİ SAYFA AÇILIR MI?
Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan AB ile ilgili, “Ülke olarak uzun vadeli bakış açısıyla olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız. Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse, AB’nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır” açıklamasında bulundu.
Para ve maliye politikalarında değişimle birlikte Türkiye’nin dış politikada da batı ile entegrasyonun kuvvetlendirilmesi yönündeki isteği ortaya koyan açıklamalar de sıklaşmaya başladı. Türkiye’nin bur tarafta olumlu bir kapı aralayabilmesi sermaye piyasaları tarafında yeni bir hareketlilik getirebilir. Özellikle ABD-Türkiye ilişkilerinin yeni dönemde oluşturacağı seyrin de AB ilişkileri için de bir referans oluşturabileceği kanaatindeyiz. Bu nedenle AB’den ziyade yakın dönem için Biden’ın gelebilecek açıklamaların daha önemli olacağını düşünüyoruz.
YABANCI İLGİSİ DEVAM EDİYOR
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın verilerine göre 8 Ocak ile biten yeni yılın ilk haftasında yabancı yatırımcıların net kıymet alımı 777 milyon dolar oldu. Böylece yabancılar yeni yılın ilk haftasında Türk varlıklarında net alıcı oldu. Kasım ayında yabancı girişi tarafında başlayan trendin korunmuş olması pozitif unsur iken, kısa vadede TL varlıklarda döviz cinsinden sağlanan getiriler kar realizasyonu riskini de artırmış durumda. Bu nedenle iyimserliği temkinli düzeyde devam ettirmek gerektiğini düşünüyoruz. Bir taraftan yabancı girişi devam ederken diğer taraftan da Türkiye’de döviz mevduatlarında yükseliş ivmesi yeni yılın ilk haftasında da devam etti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre döviz mevduatları 8 Ocak haftası itibariyle 235.9 milyar dolara yükseldi. Bu durum yerli yatırımcının TL’ye güveninin hala sağlanamadığının bir göstergesi. Bu güvensizlik aşılabilecek olur ise TL için daha uygun bir ortam oluşabilir. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings Direktörü Douglas Winslow, aşılamaların yapılması ve kısıtlamaların azaltılmasıyla birlikte Türkiye ekonomisinin özellikle yılın ikinci yarısından sonra hız kazanacağını, büyümenin 2021 yılında yüzde 3.5 seviyesinde olmasının beklendiğini belirtti.
SANAYİ ÜRETİMİ RAKAMLARI SÜRPRİZ YAPTI
Ülkemizde sanayi üretiminde toparlanma sürerken, yıllık büyüme çift hanede kalmaya devam etti. Sanayi üretiminde takvim etkisi ve mevsimsellikten arındırılmış endekste mayısta başlayan aylık artış trendi kasımda da yüzde 1.3’lük artış ile devam ederken, yıllık bazda takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi yüzde 9.1’lik medyan piyasa beklentisini aşarak yüzde 11.0 artış gösterdi.
Verinin detaylarına baktığımızda turizm ve ulaştırma dışında güçlü toparlanmanın devam ettiği görülüyor. Nisan-Temmuz dönemindeki kredi teşviklerinin ekonomik aktivite üzerindeki olumlu etkilerinin kasım ayı itibariye de güçlü bir şekilde devam görülüyor. Hatta ettiği, toptan ve perakende ticaret ciro ve hacim endekslerindeki toparlanmanın, kasımda daha da ivmelenmesi sürpriz oldu diyebiliriz.
Sanayi üretiminde beklentileri aşan bu rakamlar 2020 büyümesinin de sıfır bölgesinden az da olsa uzaklaşmasını sağlayacaktır. Bununla birlikte aralık ayı sıkılaştırma önlemlerinin ve salgıla yönelik kısıtlama tedbirlerinin gölgesinde geçti. Bu nedenle verinin güçlü trendinde zayıflamalar görülebilir. Diğer taraftan sanayi üretimindeki artışın işgücü istatistiklerine yansımıyor olması buradaki güçlü toparlanmanın geçici olmasına neden olabilir.