23 Ağustos 2020 Pazar

Haziran ayına başlarken piyasa görünümü

BU haftaki yazımızda, yeni bir aya da başlıyor olmamız ve yakın dönemde hisse senedi piyasalarında oluşan görece iyimserliğin etkisiyle bir durum değerlendirmesi yapmayı tercih ediyoruz. Öncelikle salgın hastalığa ilişkin gelinen son durumu göstermek için bir süre önce yine bu köşede paylaştığımız bazı grafikleri güncelledik. Aşağıdaki grafikte ABD, Çin, Avrupa (Almanya+Fransa+Ispanya +îtalya), İngiltere ve Türkiye’deki “aktif vaka sayısı (Toplam Vaka-Îyileşen-Vefat)” gelişimi gösteriliyor. Son durum itibariyle ülkemizde ve Avrupa Bölgesi’nde salgındaki ilk dalgamn geride kaldığını söylemek mümkün. Diğer grafikte Türkiye’nin salgınla mücadelesine biraz daha yakından bakmaya çalıştık. Bu doğrultuda tek grafik üzerinde sol eksende kümülatif rakamlar üzerinden “Pozitif Vaka/Yapılan Test” oranını, sağ eksende de “Rutin Tedavi (Aktif Vaka-Yoğun Bakım-Entübe) / Aktif Vaka” oranmın gelişimini gösterdik. 

Yapılan test içindeki pozitif vaka sayısı yüzde 10’un altına gerilerken; aktif vakaların yüzde 96’dan fazlasının rutin tedavi olarak adlandırdığımız, yani yoğun bakım ve entübe harici, şekilde tedavilerinin devam ettiği görülüyor. Her iki göstergede de mevcut eğilimlerin bozulmaması, tedbirlerde beklenen kademeli gevşeme sürecinin aksamaması açısından oldukça önemli. Salgına ilişkin hâlen etkin bir tedavi yöntemi ya da genel kullanıma yönelik bir aşı bulunmadığından yeni bir dalga olup olmayacağı veya en kötünün geride kalıp kalmadığına ilişkin net öngörülerde bulunmak hâlen zor olsa da, mevcut görünüm itibariyle birçok ülkedeki sosyal mesafe/izolasyon tedbirlerinde gevşeme adımlarının görülmeye başlandı. Bu durum ekonomik aktiviteye ilişkin beklentilerdeki karamsarlığın bir nebze de olsa duraksamasını hatta bir miktar azalmasını da beraberinde getirdi. Türkiye’ye ilişkin yüksek frekanslı verilerde de Nisan ayma kıyasla Mayıs ayında kısmen de olsa bir iyileşme görüldüğünü söylemek mümkün. Ancak, bu kısmi iyimserliğin gücü ve devamlılığı kontrollü sosyal hayat sürecinde salgının izleyeceği seyre, ekonomik teşviklere ve insanların ekonomiye ilişkin güvenlerindeki seyre bağlı kalmaya devam edecek diyebiliriz. 

PİYASALARDA İYİMSER HAVA VAR

Yakın dönemde mevcut tedbirlerde gevşeme adımlarının gözlenmeye başlaması, ağırlıklı olarak beklentilerin fiyatlanması prensibi doğrultusunda hareket eden finansal piyasalarda da görece iyimser bir hava oluşmasını sağladı. Aşağıdaki grafikte MSCI Dünya, MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar ve BIST-100 endekslerinin 2019 yılsonundan 27 Mayıs 2020 tarihine kadar olan performanslarını karşılaştırmalı olarak gösterdik. Sağlıklı bir karşılaştırma yapılabilmesi açısından bu endekslerin 30 Aralık 2019’daki değerlerini 100’e eşitledik ve BIST-100 endeksi değerlerini de yerel para yerine dolar cinsinden ele aldık. Salgının küresel çapta hızlı bir yayılma gösterdiği ve piyasalardaki endişelerin arttığı süreci kırmızı kesikli çizgilerle vurguladık. Küresel çapta panik satışların ön planda olduğu bu dönemin yaklaşık olarak 20 Şubat-23 Mart arasına karşılık geldiği görülüyor. Salgının kontrol altına alınmaya başladığı ve mevcut sosyal mesafe tedbirlerinde gevşemeye gidilebileceğine yönelik beklentilerin ağırlıklı olarak 23 Mart itibariyle fiyatlara girmeye başladığını söylemek mümkün. Tabii, tam da bu tarihlerde Fed’in ucu açık (diğer bir tabirle sınırız) parasal genişleme hamlesi ve ABD’deki 2 trilyon dolarlık teşvik paketine yönelik olumlu beklentilerin de risk iştahını önemli ölçüde desteklediğini söylemek mümkün. 

Salgın hastalık endişeleri ve sonrasında ilk gelen ilk tepki hareketinin grafikte “V” harfine benzer bir toparlanma şeklinde başladığı ancak devamında bir miktar duraksayıp “U” harfine benzer bir toparlanmayı işaret ettiği görülüyor. Bu durumun sosyal mesafe tedbirlerinde beklenen gevşemeyle birlikte yeni bir dalga görülüp görülmeyeceğine yönelik endişeler ile gecikmeli olarak açıklanan ekonomik verilerle birlikte ekonomilerde oluşan tahribatın yavaş yavaş ortaya çıkmasından kaynaklandığı düşünülebilir. Diğer taraftan, küresel çapta hem para politikası hem de maliye politikasında açıklanan son derece güçlü teşviklerin de oluşan görüntü üzerindeki etkisini not etmekte de fayda bulunmakta. Yukarıda değindiğimiz gibi hâlen salgına karşın etkin bir tedavi/aşı bulunmadığından, ekonomik aktivite tarafında da borsalarda şimdilik oluşan “V” - “U” benzeri mi yoksa “L”, “W” ya da !V” harfleriyle simgelenen bir toparlanma eğilimi göreceğimizi söylemek hâlen güç. Yandaki grafikte kırmızı çizgilerle ayırdığımız 2019 yılsonundan 20 Şubat’a kadar olan pandemi etkilerinin ağırlıkla Asya Bölgesiyle sınırlı kaldığı dönem, 20 Şubat-23 Mart arasındaki pande-miye ilişkin negatif fiyatlamanın ağırlıklı olarak ABD, Avrupa ve Türkiye’de etkili olduğu dönem ve 23 Mart itibariyle küresel çapta dipten dönüş fiyatlamasının öne çıktığı dönem boyunca küresel hisse senedi piyasalarının sergilediği dolar bazlı performans aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir: 

BORSA İSTANBUL'DA DURUM 

Aynı tarihlerde Borsa İstanbul’da görülen fiyatlamaya ilişkin detayları yansıtabilmek maksadıyla aynı tarihlerde BIST-30 hisselerinin performansını da aşağıdaki tabloda gösterdik: Yeni bir aya başlayacak olduğumuz haftanın başında, mevsimsellik ve olası anomalilere dair bir ön fikir edinebilmek adına tarihsel performanslara da göz atmakta fayda var. Tarihsel ortalama getiriler (her ne kadar geçmiş istatistikler gelecekte de aynı performansın yaşanacağına dair bir garanti sunmasa da), BIST-100 endeksinin Haziran aylarında genel olarak yataya yakın bir performans göstermekte. Pandemi sürecinin oluşturduğu etkilerin, yakın dönemde tarihsel istatistiklerin işaret ettiğinden farklı gerçekleşmelere yol açabildiğini de ifade edelim. Ekonomik takvime bakıldığında, Haziran ayı boyunca küresel çapta açıklanacak PMI, enflasyon, sanayi üretimi, dış ticaret, istihdam vs. gibi rutin verilerin büyük ölçüde pandemi dönemine ilişkin etkileri yansıtacak olması nedeniyle son derece önemli olduğu söylenebilir.

4 Haziran’da Avrupa Merkez Bankası, 10 Haziran’da Fed, 16 Haziran’da Japonya Merkez Bankası, 18 Haziran’da İngiltere Merkez Bankası ve 25 Haziran’da TCMB faiz kararlarının takip edilecek. Buna ek olarak, aylık ekonomik takvimde öne çıkan diğer bazı tarihler 5 Haziran Moody’s Türkiye Kredi Notu planlı gözden geçirmesi, 9-10 Haziran OPEC-OPEC+ toplantıları, 10-12 Haziran G-7 Zirvesi olarak not edilebilir. Salgına ilişkin yakın dönemde öne çıkan kontrol altına alınıyor algısının devam etmesi finansal piyasalardaki iyimser havanın devam etmesini sağlayabilir. Ancak, bu pandemi sürecinde oluşan tahribatın ekonomik aktivite üzerindeki etkileri ile bu süreç boyunca bir geri planda kalan/bekletilen bazı sorunların gündeme gelme riski (örneğin ABD-Çin arasında yakın dönemde artan gerginlik, pandemiye karşı Avrupa Birliği ülkeleri içinde özellikle erken dönemde güçlü ve ortak bir tepki verilememesi vs.) hisse senedi piyasalarındaki mevcut iyimser havanın gölgelenmesine neden olabilir. Diğer taraftan, mevcut tedbirlerde gözlenen gevşemenin yeni bir salgm dalgası riskini ortaya çıkarması da piyasalarda yeni bir düzeltme dalgasına yol açabilir. Özetle, oldukça sıkıntılı/stresli geçen birkaç aylık dönemin ardından oluşan iyimser eğilimlere en azından bir süre daha temkinli yaklaşmakta fayda olacaktır.

Ekonomistler toparlanmanın yılın ikinci yarısında başlamasını bekliyor

TÜRKİYE ekonomisi 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 2.6 daraldı. Ekonomideki daralma yatırım ve özel tüketimden kaynaklandı. Yatırım harcamalarının yıllık bazda yüzde 13 daraldığı ilk çeyrekte, makine-teçhizat yatırımları yüzde 11.3 geriledi. Devletin nihai tüketim harcamalarının yüzde 7.2 arttığı ilk çeyrekte, yerleşik hane-halklarınm ve hanehalklarına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşların (HHKOK) toplam nihai tüketim harcamaları yüzde 4.7 azaldı. Bu dönemde hanehalkı nihai tüketim harcamaları alt gruplarında yüzde 19.5 oranıyla en fazla daralan grup dayanıklı mallar oldu. Yarı dayanıklı mallar yüzde 18.2, hizmetler yüzde 1.2 küçüldü. Dayanıksız mallar ise yüzde 1.6 ile artış gösteren tek grup oldu. İlk çeyrekte ihracatın büyümeye katkısı sürdü. 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜ1K) 2019 birinci çeyrek Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine göre, mal ve hizmet ihracatı, 2019 birinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 9.5 artarken ithalatı ise yüzde 28.8 daraldı. Yılın ilk çeyreğinde tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 2.5 artarken, sanayi sektörü yüzde 4.3 ve inşaat sektörü yüzde 10.9 azaldı. İlk çeyrekte imalat sanayindeki daralma bir önceki çeyreğe göre hız kaybederek yıllık bazda yüzde 4.7 oldu. 2018 yılı son çeyreğinde sanayi sektörü yıllık bazda yüzde 6.4, imalat sanayi yüzde 7.4. inşaat sektörü yüzde 8.7 daralmıştı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri birinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 4 geriledi. öncü göstergelerin üçüncü çeyrekten itibaren ekonominin büyüme sürecine girebileceğine işaret ettiğini vurgulayan ekonomistler, yılın tamamında yüzde l’e yakın bir büyüme görülebileceğini söylüyor. 

ÖNCEKİ ÇEYREĞE GÖRE YÜZDE 1.3 BÜYÜME 

 Üretim yöntemiyle GSYH tahmini, 2019 yılının birinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 16 artarak 914 milyar 699 milyon TL oldu. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2019 birinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.3 azaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2019 ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.3 arttı. GSYH bir önceki çeyreğe göre 2018’in ikinci çeyreğinde yüzde 0.1, üçüncü çeyreğinde yüzde 1.5, dördüncü çeyreğinde yüzde 2.4 daralmıştı Bazı ekonomistlere göre çeyreklik büyüme, arka arkaya üç çeyreklik daralmanın ardından ekonominin teknik resesyondan çıktığı şeklinde değerlendirildi. Kredi büyümesinde ılımlı bir toparlanma gözleniyor. Merkez Bankası’nca yayımlanan yılın ilk finan-sal istikrar raporunda, 2019’un ilk çeyreğinde, 2017’de kullandırılan Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletli kredilerin getirdiği yüksek baz etkisinin geride kalması, KGF kefaletli yeni paketlerin kullanıma açılması, banka kredi arz koşullarının kamu bankaları öncülüğünde bir miktar gevşemesi, bireysel kredilerde çeşitli düzenlemelerin ve kredi kampanyalarının hayata geçirilmesi sonucunda yıllık kredi büyümesinde ılımlı bir toparlanma eğilimi izlendiği ifade edildi. Rapora göre son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. Artan mal ve hizmet ihracatının katkısıyla cari dengedeki iyileşmenin sürmesi bekleniyor. Küresel ölçekte büyüme yavaşlarken iktisadi politika belirsizlikleri yüksek seyretti. 

İHRACAT NİSAN'DA YÜZDE 4.6 ARTTI TÜIK 

ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiy-le oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre, ihracat 2019 Nisan’da, 2018’in aynı ayma göre yüzde 4.6 artarak 14 milyar 480 milyon dolar, ithalat yüzde 15.1 azalarak 17 milyar 462 milyon dolar oldu. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 55.6 azalarak 2 milyar 982 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2018 Nisan’da yüzde 67.4 iken, 2019 Nisan’da yüzde 82.9’a yükseldi. Yılın ilk dört ayında ihracat yüzde 3.1 artışla 56 milyar 705 milyon dolar, ithalat yüzde 19.4 azalışla 66 milyar 482 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, dış ticaret dengesi yüzde 64.4 azalışla 9.78 milyar dolar açık verdi. Tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirmelerini, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endeks olan ekonomik güven endeksi Mayıs’ta bir önceki aya göre yüzde 8.5 azalışla 77.5 oldu. Ekonomik güven endeksinin 100’den küçük olması genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Ekonomik güven endeksindeki azalış, tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı. TÜÎK geçen hafta motorlu kara taşıtları verilerini de açıkladı. Buna göre Nisan’da 54 bin 322 taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, 17 bin 947 taşıtın kaydı silindi. Nisan’da trafikte artan taşıt sayısı 36 bin 375 oldu. Ocak-Nisan döneminde ise 213 bin 541 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı, 70 bin 535 adet taşıtın trafikten kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 143 bin 6 adet arttı. 

 BİTKİSEL  ÜRETİMİ ARTACAK 

TÜÎK verilerine göre, bitkisel üretim miktarlarının 2019 yılının ilk tahmininde bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5.4 artışla 67.9 milyon tona, sebzelerde yüzde 2.7 artışla 30.8 milyon tona, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5.8 oranında artışla 23.6 milyon tona ulaşacağı tahmin edildi. Yapılan tahminlere göre 2019’da tahıl ürünleri üretim miktarının yüzde 1.1 artışla 34.8 milyon ton, buğday üretiminin yüzde 2.5 azalışla 19.5 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 7.1 artışla 7.5 milyon ton, çavdar üretiminin değişim göstermeyerek 320 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 1.9 artışla 265 bin ton olması bekleniyor. Baklagillerin önemli ürünlerinden yemeklik baklanın yüzde 1.6 artışla yaklaşık 6 bin ton, kırmızı mercimeğin yüzde 22.6 artışla 380 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise yüzde 9.9 artışla 5 milyon ton olması öngörülüyor. Yağlı tohumlardan soya üretiminin yüzde 14.3 oranında artarak 160 bin ton olacağı, tütün üretiminin yüzde 12.7 oranında azalarak 70 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise yüzde 11.4 oranında artarak yaklaşık 21 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörülüyor.

26 Mayıs 2020 Salı

Koronavirüsün ekonomik ve finansal etkilerini sınırlandırmak amacıyla yeni tedbirler

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), koronavirüsün ekonomik ve finansal etkilerini sınırlandırmak amacıyla yeni tedbirler aldı. 17 Mart’ta politika faizini 100 baz puan indiren ve salgınla mücadele çerçevesinde 7 maddelik tedbir seti açıklayan TCMB, 31 Nisan’da ise 5 maddelik ilave tedbirlerini açıkladı. Aldığı yeni tedbirlerle bünyesinde gerçekleştirilen Türk Lirası ve döviz işlemleri çerçevesinde “Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ile ipotek Teminatlı Menkul Kıymetleri” teminat havuzuna dâhil eden, reel sektörün kredi imkanını artıran TCMB, geçici bir süre için piyasa yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini (DİBS) TCMB’ye satmâ veya piyasa yapıcılığı sistemi kapsamında Açık Piyasa İşlemleri (AP1) çerçevesinde tanınan likidite imkânını belirli oranlar dâhilinde artırma olanakları sağladı.

Koronavirüs mali piyasaları allak bullak etti

KORONAVİRÜS mali piyasaları deyim yerindeyse allak bullak etti. Mart ayının ortasından itibaren salgının dünya genelinde yayılım lyzımn artması mali piyasalarda deprem etkisi yarattı. Dünyanın en büyük borsaları dahil tüm borsalarda tarihi düşüşler yaşanırken, para birimlerinde de önemli dalgalanmalar gözlendi. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de bundan fazlasıyla nasibini aldı. Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri değer kaybına uğrarken,

TL de önemli para birimleri karşısında geriledi. Ancak bu durum haftanın ikinci yarısından itibaren yerini bir ölçüde toparlanmaya bıraktı. Nispeten sakinleşen piyasalar nedeniyle dolar haftayı 6.40'lar civarından tamamladı. Doğal olarak bu ortamda yatırımcısından iş adamına her kesim “Yeni bir atak yaşanır mı, hisse senetleri ve TL’de yeni kayıplar yaşanır mı?” sorusunun yanıtını arıyor. Bu soruları yönelttiğimiz para yöneticileri ise TL’deki değer kaybının sınırlı kalacağı görüşünde.

Mart ayına ilişkin makro veriler gelmeye başladı

SANAYİ üretiminin öncü göstergesi imalat sanayi kapasite kullanım oranı Mart’ta aylık bazda 0.7 puan azalışla yüzde 75.3 düzeyinde gerçekleşti. İmalat sanayi kapasite kullanımı oranı ilk çeyrek ortalaması, geçen yüın aynı dönemine göre 1.4 puan artışla yüzde 75.6 oldu. Koronavirüs kaygısı, ayın ilk yarısına ilişkin verileri kapsamasına karşın güven endekslerine yansımaya başladı. Reel kesim güven endeksi Mart’ta bir önceki aya göre 7.2 puan azalarak 99.7 srdegerini aldı. Güven endeksleri hizmet ve perakende sektöründe .gerilerken, inşaat sektöründe arttı. Tüketici güveni yatay toparlanmayı teyit etti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), geçen hafta yayımladığı Para Politikası Kurulu toplantı özetinde, koronavirüs salgınının iktisadi faaliyeti dış ticaret, turizm ve iç talep kanallarıyla sınırlamaya başladığının görüldüğüne dikkat çekti. Toplantı özetinde, “Önümüzdeki dönemde ihracat ve turizm gelirlerindeki zayıflamaya karşın eneıji fiyatlarındaki belirgin düşüşe bağlı olarak cari işlemler dengesinin ılımlı bir seyir izlemesi beklenmektedir” ifadelerine yer verildi. TCMB, salgının küresel ölçekte hızla yayılmasıyla birlikte belirsizliklerin arttığına, küresel büyüme görünümünün zayıfladığına işaret etti.

29 Aralık 2019 Pazar

Yurtiçi ve dışı özel şirketlere ortaklık yetkisi

KURBAN Bayramı öncesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verilen bir yetki kamuoyunda çokça polemiklere neden oldu. Resmi Gazete’de 7 Ağustos’ta yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yurtiçi ve yurtdışı şirketlere ortak olma yetkisi verildi. Bunun “şirket kurtarma” amaçlı bir yetki olduğu belirtilirken Bakanlık bunu kesin bir dille yalanladı. Ancak iş dünyasının kafası bu yetkinin nasıl kullanılacağı konusunda tebliğde netlik olmadığı için biraz karışık.

Iş dünyasının bir kesimi, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yurtiçi ve yurtdışı şirketlere ortak olabilmesi yetkisinin, özellikle ‘stratejik’ amaçlı hammadde üretimi yatırımları ve yurtdışında ‘marka’ ve ‘şirket’ satın almaları için kullanılmasını öneriyor. Yerli otomobil ve yerli ilaç üretmek için kurulacak özel şirketlere devletin ortak olması ve şirketler büyüyünce ortaklığım belirli şartlar altında sonlandırması da öneriler arasında. KOBl’lerin savunma, kimya, sağlık gibi özel alanlarda ‘spesifik’ üretimlerinde de devletin ortaklığının bulunması, o şirketlerin hem büyümesi hem de güvenliğinin sağlanması için faydalı görülüyor. İş dünyası temsilcilerinden bazıları da bu yetkinin bir bölümünün zorda olan önemli şirketleri desteklemek için kullanılmasının faydalı olacağı görüşünde.

Emekliye faiz jesti

EMEKLİLERİ kendi müşterisi yapmak için yarışan bankaların bu rekabeti emeklilere faiz avantajı olarak yansıdı. Son aylarda birçok banka emekli maaş müşterilerine mevduatta daha yüksek, buna karşın bireysel kredide daha düşük faiz vermeye başladı. Bugün emekli mevduat hesaplarına yarım puanla sınırlı ck faiz veren bankalar kredi almak isteyenlere ise aylık 0.10 ile 0.30 puan arasında daha düşük faiz uyguluyor. Örneğin, İş Bankası emekli müşterilerine ve İşcep’ten kredi başvurusu yapan müşterilerine aylık yüzde 1.77 faiz uygularken, şubeden kullandırılan kredinin maliyeti yüzde 1.95’e çıkıyor. Başka bir ifadeyle iş Bankası emeklilere aylık bazda 0.2 puanlık indirim uyguluyor. Bu fark kamu bankalarında daha da yüksek oranlara çıkıyor. Kamu bankaları Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank  emekli müşterilerine özel aylık yüzde 1.49 faiz uyguluyor. Bu faiz aynı zamanda Türk bankacılık sektörü içinde bireysel kredilere uygulanan en düşük faiz oranı olarak dikkat çekiyor. Buna karşın aynı bankalar emeldi olmayan ve şubeden kredi çeken müşterilerine çok daha yüksek faiz teklif ediyor. Örneğin, Halkbank Dost İhtiyaç Kredisi kullanan müşterilerine yüzde 1.80 faiz teklif ederken, aynı tutar ve vade için emekli müşterilerinin faizi yüzde 1.49 oluyor. Bunun kredinin toplam yıllık maliyetine yansıması ise çok daha yüksek. Bugün yüzde 1.49 faizle kredi kullanan bir kişinin kredi yıllık maliyeti yüzde 24 olurken, faiz oranı yüzde 1.80’e çıktığında bu oran yüzde 29.2’ye çıkıyor. Bu uygun faizli kredilerden yararlanmanın tek şartı ise emekli maaşınızın ilgili bankada bulunması. Hemen uyaralım, bankalar emekli olmasına rağmen hesabı başka bankada bulunan müşterilerine bu avantajlı faizleri uygulamıyor. Bu arada emekli ayrımı yapmayan bankalar da var. Örneğin, Yapı Kredi müşterilerinin kredi skorlarına bakarak bireysel faiz teklifinde bulunuyor. Ancak emeklilere özel bir uygulaması bulunmuyor.